Marshall McLuhan & Quentin Fiore – Medya Mesajı, Medya Mesajıdır

Marshall McLuhan & Quentin Fiore - Medya Mesaji, Medya Mesajidir

  • Aile çevremiz genişledi. Elektro medyanın (filmler, TV yayın uyduları, reklamlar) yarattığı dünya çapındaki bilgi rezervi, bugün anne babaların yaratabileceği etkiden çok daha üstün durumda. Karakterlerimizi artık sadece hevesli ve el yordamıyla çalışan iki uzman ebeveyn şekillendirmiyor. Bugün, tüm dünya bu konuda söz sahibi.

tamamı

Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Jürgen Habermas & Hannah Arendt & Hans Saner… – Sivil İtaatsizlik

Arendth & Hambermas & Saner - Kamu Vicdanına Cagri Sivil itaatsizlik

  • Totalitarizmin ne olduğu konusunda çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Örneğin Hannah Arendt totaliter rejimlerin asli iki özelliğinin evrensel geçerlilik iddiası ile istikrarsızlık olduğunu söylemektedir. Arendt’e göre bu rejimler kendilerini yer ve zamanla sınırlamazlar; ilkelerinin dünyanın her tarafında ve ebediyete kadar geçerli, mutlak doğrular olduğunu iddia ederler. Ancak bu evrensel yasalar/mutlak doğrular, liderlerin ya da partilerin kararlarına göre sık sık değişir. Bu anlamda totalitarizmin ikinci özelliği istikrarsızlıktır. Bugün beyaz olan yarın siyah, bugün kahraman olan yarın hain olabilir. Örneğin Hitler’in sözleri Nazi Almanya’sında kanun hükmündeydi. Bunların yazılı hale getirilmiş olmaları bile gerekmiyordu.

Henry David Thoreau – Devlete Karşı İtaatsizlik Görevi Üzerine

  • Devlet, sanki günah işlediği zaman kendisini teşhir etmek üzere birini görevlendirecek düzeyde pişman; ama günah işlemekten bir an bile vazgeçmeyecek derecede pişkindir. Sonuçta düzen ve uygarlık adına kendi kötülüğümüze boyun eğme ve onu destekleme noktasına getiriliyoruz. İşlenen günah karşısındaki ilk yüz kızarmasını adamsendecilik izler. Önceleri ahlaka aykırı olan şey ahlakın konusu olmaktan çıkar ve kendimize kurduğumuz hayatın bir parçası haline gelir.

Hannah Arendt – Sivil İtaatsizlik

  • En radikal devrimcinin bile devrimden sonraki ilk günden itibaren tutuculaştığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Demek ki insanın ne değişim ne de koruma yeteneği sınırsız değildir; ilki geçmişin günümüze uzaması —kimse sıfırdan (ab ovo) başlamıyor— nedeniyle, koruma yeteneği ise geleceğin bilinemezliğiyle sınırlıdır, insanın değişim çabası ile istikrar gereksinimi hep birbirini karşılıklı olarak sınırlayıp, dengede tutageldi; ilerici ve tutucu gruplar ayrımını yapan bugünkü söylem, bu dengenin artık işlemediği bir duruma işaret ediyor.

Martin Luther King – Birmingham Cezaevi’nden Mektup

  • İyi niyetli insanların sığ anlayışları kötü niyetli insanların mutlak yanlış anlayışlarından daha cesaret kırıcıdır. Gönülsüz bir kabul, mutlak bir retten daha yanıltıcıdır.

tamamı için tıklayınız

Tagged with: , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Jean-Marc Vallée – C.R.A.Z.Y.

Jean-Marc Vallée - crazy - film

  • Gökyüzünde film şeridi gibi akıp geçen hayatını izleyen bir adam İsa ile kumsalda yürüdüğünü hayal etmiş. Geriye dönüp baktığında ömrünün büyük bir bölümünde kumun üzerinde iki çift ayak izi olduğunu görmüş; Kendisinin ve İsa’nın. Ancak hayatının en zor geçen yıllarında sadece tek bir ayak izi varmış. Bunun üzerine adam, İsa’ya şöyle demiş “Hep yanımda yürüyeceğine söz vermiştin. Neden sana en çok ihtiyacım olan anlarda beni yalnız bıraktın?” İsa cevaplamış “Hayatının en zorlu yıllarında kumda tek çift ayak izi vardı çünkü ben seni sırtımda taşıyordum.”
Tagged with: , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Mevlana Celaleddin-i Rumi – Mesnevi 1/6

Mevlana Celaleddin-i Rumi - Mesnevi

  • Bütün bilginler; “Zâlimlerin zulmü karanlık bir kuyudur.” demişlerdir.
    Her kim daha fazla zâlimse, kuyusu daha korkunçtur, daha karanlıktır. İlâhî adalet, betere beter ceza buyurmuştur. Ey zâlim…
    Sen, zulmünle bir kuyu kazmadasın ama, şunu bil ki: O kuyuyu kendin için kazıyorsun.
    İpek böceği gibi, kendi etrafını örme, kendin için bir kuyu kazacaksan bâri, boyuna göre kaz.
    Zayıfları yardımcısız sanma, Kur’ân’dan; “Allah’ın yardımı gelince” sûresini oku.
    Sen bir fil bile olsan, düşmanın senden ürküp kaçsa, ebâbil kuşları cezâsı seni de gelir bulur.
  • Halife Leylâ’ya dedi ki: “Mecnun’un perişan olmasına, sapıtmasına sebep olan Leylâ sen misin?
    Sende başka güzellerden daha fazla bir güzellik yoktur.” Leylâ; “Sen sus, çünkü, sen Mecnun değilsin.” diye cevap verdi.
  • Ey şekle, sûrete tapan, git de mânâyı elde etmeğe çalış, çünkü mânâ, sûretin kanadı gibidir.
  • Kim daha uyanıksa, o daha çok dertlidir. Kim hakîkati daha iyi anlamışsa, onun beti benzi daha çok sararmıştır.
  • … Ey can, bu âlemin direği gaflettir. Akıllı olmak, her şeye akıl erdirmek, bu dünya için âfettir.
    Akıllılık, o mânevî cihandandır. Oradan gelen gerçek akılla akıllansak, bu dünya gözümüzde çok küçülür, alçalır.

tamamı için tıklayınız

Tagged with: , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Jean Baudrillard – Simülakrlar ve Simülasyon

Jean Baudrillard - Simulakrlar ve Simulasyon - Alinti

 

  • Her yerde tuhaf denilebilecek bir şekilde orijinaline benzeyen bir evrende yaşıyoruz. Şeyler harıl harıl kendi ikizlerini üretmeye çalışıyorlar.
  • Gerçeğin ürettiği tarihî tehditlere karşı iktidar her zaman bir caydırma ve simülasyon oyununa başvurmuştur. Bu işi kesintisiz bir şekilde ürettiği gerçeğe eşdeğer göstergeler aracılığıyla (tabiî bu arada bütün karşıtlıkları da darmadağın ederek) yapmıştır. Günümüzde simülasyon tarafından tehdit edilen (göstergeler oyunu içinde yok olup giden) iktidar: Hem gerçek, hem de bunalım üreterek yapay toplumsal, ekonomik ve politik mücadele biçimleri sunmaktadır.
  • Reklam da haber gibi önem verilen şeyleri yok ederek, tepkisizliği hızlandırmaktadır.

alıntının tamamı için tıklayınız

Tagged with: , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

İsmail Cem – Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi

Ismail Cem - Turkiye'de Geri Kalmisligin Tarihi

  • Türkiye ile öteki geri kalmışlardan herhangi birini yan yana koysak, arada tarihin ve kültürün yarattığı büyük bir farklılık olacaktır. Ancak, geri kalmışlığın incelenmesinde, toplumun tarihi gelişme sürecinde aldığı yol ve başlangıç noktasıyla vardığı yer önemlidir. Bu açıdan, Türkiye bir Mozambik’ten, Kongo’dan, Guatemala’dan çok daha geri kalmıştır. Çünkü Mozambik her zaman aynı Mozambik olmuştur. Kongo aynı Kongo, Guatemala aynı Guatemala. Türkiye ise belirli bir dönemde öteki ülkelerle kıyaslandığında en ileri bir noktada gözükmektedir. Sonra gerilemeye başlamış, gerileye gerileye günümüze, aynı kıyaslama yapılınca çok arkada gözüken bir yere varmıştır. Yani, kavramın dinamik anlamıyla, tam bir geri kalmış ülkedir.
  • Ulemanın yozlaşması sonucunda bir zamanların göğüs kabartıcı düşünce ve vicdan hürriyeti, yerini koyu taassuba bırakıyordu. Tarihçilerin belirttiğine göre, iktidardakilerin fikrine aksi görüş savunanların kâfir olduklarına dair bu dönemde fetvalar alınıp verilmiş, muhalifler ‘zulüm ve tedhişe maruz kalmış’; uğursuz oldukları gerekçesiyle vezirler görevden uzaklaştırılmıştır…
    Bu ters gelişim zamanla imparatorluğun temel direklerinden bir diğerini, din hürriyetini de zedelemiştir: Oysa, tam deyimiyle yetmiş iki milleti bir araya toplayıp yöneten Osmanlılarda din ve ırk ayrıcalığı gütmek, imparatorluğun imparatorluk niteliğine aykırı düşmekte, bölünmeleri adeta teşvik etmektedir. Bu yanlış tutum ‘Ben Hıristiyanım’, ‘Ben Arabım’, ‘Ben Arnavutum’ gibi düşüncelerin ‘Ben Osmanlıyım’dan öne çıkmasını kolaylaştırmış, ilerdeki parçalanmaların ortamını hazırlamıştı.
  • Köylünün, Prof. Turan Güneş’in deyimiyle “müşahhas hürriyet anlayışı” vardır ki, bunun ölçüsü günlük hayatındaki maddi olanaklar ve dört yılda bir kullanmaya alıştığı seçme hakkıdır, ‘Hâkim teminatı’, ‘çift meclis’, ‘tedbirler kurumu’, ‘anayasanın çiğnenmesi’ gibi kavramlar, çoğunluğun indinde anlamsızdır.

Tamamı için tıklayınız

Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Oğuz Atay – Bilseydin

Oguz Atay - BILSEYDIN nasil dikkatli bakardin

“Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: “Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencerede görünen hiçbir ağacı, hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin.” Oğuz Atay

oguz-atay-tutunamayanlar

Tagged with: , , , , , ,
görsel, Kitaplar kategorisinde yayınlandı
Sayfalar

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 68 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: