Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur

ahmet-hamdi-tanpinar-huzur

  • Yolun büyüğü, küçüğü yoktur. Bizim yürüyüşümüz ve adımlarımız vardır. Fatih, yirmi bir yaşında İstanbul’u fethetmiş. Descartes da yirmi dört yaşında felsefesini yapar. İstanbul bir kere fethedilir. Usul Üzerinde Konuşma da bir kere yazılır. Fakat dünyada milyonlarca yirmi bir, yirmi dört yaşında insan vardır. Fatih veya Descartes değillerdir diye, ölsünler mi? Kesif yaşasınlar yeter. Yani büyük yollar dediğiniz şeyin büyüklüğü bizim içimizdedir.

Read more ›

Tagged with: , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Bağnazlık & Irkçılık

  • “Bağnaz, doğruya sahip olduğundan emindir. Bunun sonucu olarak da doğrusunu başkasına zorla kabul ettirme arzusuna yenik düşer. Doğruya sahip olduğunu düşüdüğünden, artık kendisini doğru kılmak endişesi yoktur. Felsefenin bir talebi olan doğru, onun kendi malı, sahip olduğu bir şey olmuştur. Bağnazda doğrunun araştırılması  bir kesinliğe sahip olunduğuna ilişkin yanılgıya dönüşerek soysuzlaşır. Filozofun doğrunun peşinden koşmasına karşılık, bağnaz kesin bilgiye sahip olduğuna inanır. Felsefi alçak gönüllülük; doğruya benim senden daha fazla sahip olmadığım, onun ikimizin önünde bulunduğu anlamına gelir. Böylece felsefi bilinç, ne mutlak bir bilgiye sahip olduğundan dolayı mutlu, ne de şifa bulmaz bir şüpheciliğin pençesinde kıvrandığı için mutsuz bir bilinçtir. O, sahip olduğu şeyle yetinmeyen, ulaşma imkanına sahip olduğuna inandığı şeyi araştıran kaygılı bir bilinçtir.” TÜSİAD & Tülin Bumin – Felsefe

Milliyetcilik irkcilik karikatur

  • “Sanayi devrimi büyük kitleleri en yakın akrabalarından, köylerinden kasabalarından uzaklaştırmış ve yoğun bir sömürüye dayanan ve acımasız bir şekilde işleyen endüstriyel hayatın dişlileri arasına sokmuştu. Kuşkusuz sorunlar arasında en fazla dikkat çeken ekonomik olanlardı. İnsanlar çoğu kez boğaz tokluğuna saatlerce çalışmayı kabul etmek zorunda kalıyordu. Yoksulluk, hastalık, güvencesiz çalışma koşulları yüzbinlerce insanın ortak mutsuzluğunu deyimlemektedir. Ama nesnel sorunlar yanında kültürel sorunlar da dikkat çekmekteydi. Bu yeni yaşam içinde insanların geleneksel kimlikleri ve aidiyet bağları işlevini göremeyecekti. Parçalanmış hayatları yeniden tanımlayacak ve anlamlı bir birliğe taşıyacak olan yeni bir kültürel yapılanmaya gereksinim duyuluyordu. İşte ideolojiler köklerinden kopmuş ve acımasız bir çalışma hayatının içine itilmiş olan insanlara basit, kolay anlaşılır bir şekilde dost-düşman ayırımı yapan yeni hayat haritaları sunuyor ve onlara kimlerle birlikte ve kimlere karşı olması ve neler yapıp neler yapmaması gerektiğini öğretiyordu. İdeolojileri bir tür modern dinler olarak görebiliriz. Bu yüzyılda yaşayan kuşaklar, artık dünya ötesi kutsal metinlere bakarak bu dünyada nasıl yaşayacağına karar veren dedelerinden farklı olarak, ölümden öte bir kurtuluşun peşine düşmeyi anlamlı bulmamakta ve kurtuluşun bu dünyada gerçekleşeceğine inanmaktadır. İşte milliyetçilik 19. yüzyılda yaşadıkları kültür şoku nedeniyle boşlukta kalmış insanlara yeni bir kimlik ve aidiyet bağı sunan bir ideoloji olarak doğdu denilebilir.” TÜSİAD & Tülin Bumin – Felsefe
Tagged with: , , , , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Howard Zinn – Masum İnsanları Öldürmenin Utancı

Howard Zinn - Masum Insanlari Oldurmenin Utanci

“Masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur.” Howard Zinn

Tagged with: , , , , , , , , ,
görsel kategorisinde yayınlandı

Morteza Katouzian – Children in the Alley

Morteza Katouzian - Children in the Alley

http://mortezakatouzian.com/gallery/files/ofoghi/d2.htm

Tagged with: , , , , , , , ,
Tablo kategorisinde yayınlandı

Octavio Getino & Fernando E. Solanas – La Hora De Los Hornos

Octavio Getino, Fernando E. Solanas - La hora de los hornos

  • Peronizm [Arjantin’de oligarşiye karşı gelişen hareket. Oligarşiyi yenip sonra kendisi oligarşi olmuştur.] iktidarı oligarşiden devralmıştı, fakat içerisinde oligarşik müttefikler vardı. Bu yüzden, oligarşik ekonomik güç aynen devam etti. Eski rejimin kurumları büyük ölçüde değiştirilmemişti.
    Temel çelişkilerini ortadan kaldıramayan bir ulusal devrim iç çelişkileri tarafından zayıf düşürülür. Politikaları kararsızlaşır. Oligarşiye saldırır fakat, onun dayanaklarını ortadan kaldıramaz. Sosyal devrimi ister ancak ulusal devrimi tam olarak gerçekleştiremez.
    Halk demokrasisi ile bürokratik diktatörlük arasında gider gelir.
Tagged with: , , , , , , , , , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Mevlüt Uyanık – Ebu Hanife ve Said Nursi’de Sivil İtaatsizlik

Mevlut Uyanik - Ebu Hanife ve Said Nursi'de Sivil Itaatsizlik

  • Ataerkil (Patrimonyal) yapı arz etmeyen Türkiye, uzun bir demokratikleşme deneyimine sahip olmasına rağmen, Osmanlı hanedanından kurtuldu; ama partiler ve siyasal liderleri kadar sulta ve hanedanlık ortaya çıktı. Öyle görünüyor ki, merkezi güç ve sulta sadece el değiştirdi. Osmanlı döneminde Padişahın gücü ve yetkileri İttihat ve Terakki Cemiyetine, günümüzde ise parti yöneticilerine geçmiştir. Yöneticilerini her ne kadar halk seçiyor gibi gözükse de, aslında halkın yöneticilerini seçme özgürlüğü yok edilmiştir. Çünkü halk, kendi adaylarını seçememekte, parti yöneticilerinin adaylarına oy vermektedir. Dolayısıyla buna halkın yönetimi anlamına gelen demokrasi değil de, partyokrasi; yani parti yönetimi demek daha uygun olur.
    Bu yönetimin “Demokrasi” adı altında, iktidarın bir grup ya da birkaç grubun liderinde toplanmasını; dolayısıyla, totalitarizmi ve zorbalığı ortaya çıkardığı ve çıkarmaya devam ettiği bilinmektedir.
  • Devletin varlık nedeni ve asli rolü yurttaşlarına bir yaşam tarzı dayatmak değildir. Onun bu alandaki görevi, sadece insanlara hayatlarının o anında hangi hayat tarzı iyi gibi görünüyorsa, o hayat tarzını yaşamalarına müdahale etmemek ve onu kolaylaştırmaktır.

tamamı

Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

William Shakespeare – Antonius ve Kleopatra

William Shakespeare - Antonius ve Kleopatra

  • POMPEIUS
    Yüce tanrılarda hak kaygısı varsa eğer En haklı insanlara yardım ederler.
    MENEKRATES
    Şunu bilmiş ol ki, yiğit Pompeius, Tanrı yardımı geç gelir, ama gelmemezlik etmez.
    POMPEIUS
    Ama biz dileklerimizle beklerken önlerinde Değeri kalmıyor dilediğimiz şeylerin.
    MENEKRATES
    Kendi kendimizi bilmediğimiz için, Çok kez başımızın belasını dileriz onlardan. Bizim iyiliğimiz için vermezler istediğimizi. Sonunda iyi ki vermemişler deriz biz de.

tamamı

Tagged with: , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı
Sayfalar

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 158 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: