James McTeigue – V For Vendetta (TV konuşması)

İyi akşamlar, Londra.

Hiç kuşkusuz, konuşmamızı istemeyenler de var. Hatta şimdi, emirler telefonda bağırılmıştır ve eli silahlı adamlar yola çıkma üzeredir. Neden? Çünkü sözler yerine kaba kuvvet, kullanılabilse de; kelimeler kudretini hep koruyacaktır.

Kelimeler anlama ulaşmanın yollarını ve dinleyenlere hâkikatin telaffuzunu gösterir.

Gerçek şu ki; bu ülkede feci yanlışlar var. Zulüm ve adaletsizlik, müsamahasızlık ve baskı. Bir zamanlar itiraz etme hakkınız vardı, düşünmek ve inandığınız şekilde ifade etmek şimdiyse düzene uymaya, boyun eğmeye mecbur eden bir sansür ve gözetim altındasınız.

Bu nasıl oldu? Kimi suçlayacağız? Muhakkak, diğerlerinden daha mesul tutulacaklar var. Ve onlar mesul olacaklar. Yine de, gerçekler söylenecek.

Eğer suçluyu arıyorsanız aynaya bakmanız yeterli olacak.

Korkuyordunuz, biliyorum. Neden korkmayasınız ki? Savaş, terör, hastalıklar. Sizi sağduyundan yoksun bırakmak, akıl yürütemeyecek duruma sokmak için birleşmiş bir ton problem vardı. Korku, sizi bozguna uğrattı. Panik halinde, kendinizi Başbakan Adam Sutler’e teslim ettiniz. Düzenin sözünü verdi, barışın sözünü verdi ve karşılığında talep ettiği tek şey; sizin sessiz kalmanız, itaatkâr olmanız ve onun her yaptığına razı olmanızdı.

v for vendetta - televizyon nutuk

http://ankakedisi.com/filmlerden/v-for-vendetta

Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Vikramaditya Motwane – Udaan

Udaan Hint filmi

Nasıl kafese koyacaksınız sabahın ışıklarını?
Nasıl kafese koyacaksınız birinin düşüncelerini?
Kuşlar bile kanatları gelişir gelişmez
Süzülüp uçuyorlar gökyüzünde yükseğe doğru.

Özgürlük. Asla talep edilemez.
Özgürlük. Yakala onu ve daima özgür yaşa.

Tagged with: , , , , , , , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Mehmet Aydın – Din Fenomeni

Mehmet Aydin - din fenomeni

  • - Ben kimim?
    – Hayat nereden geliyor- Nereye gidiyor? Hayatın bir anlamı yok mu?
    – Ölüm gerçekten her şeyin sonu mudur?
    – Niçin bu endişe zihnin tamamen evrensel bir endişesidir?
    Hiçbir ciddi araştırma bu sorulardan kendini kurtaramaz. O halde bu sorular boş şeyler değil, hayatî şeylerdir. Bu sorulara bizi götüren sadece akıl değildir. Bu sorular bizzat bizim derinliğimizde hiç ayrılmadan duruyorlar. Hâlâ biz bu sorulara aklen ve tecrübeye dayanarak hiç bir cevap veremiyoruz. Oysa bu sorular bizi imana götüren ve ruhumuzu besleyen ifadelerden sadece birini teşkil ediyor. Bir komedi yazarı şöyle der: “Aşk yok, ancak aşkın delilleri vardır” İşte bunun gibi din yok, sadece dinin delilleri vardır. O, ispatlanmaktan çok, hissedilir.
  • “Size birbirinizi seviniz diye yeni bir emir veriyorum. Benim sizi sevdiğim gibi, siz de birbirinizi seviniz.” Yuhanna, XIII, 34
  • “Size diyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik edin” Luka, VI, 27
  • Efsaneye göre Buda’nın babası, oğlunun bir gün dünyadan el-etek çekeceğinden haberdar edilmiş o da istenilen zamanda onun tahta oturması için Buda’yı bu iğvadan korumaya karar vermiştir. Amacına ulaşmak için, oğlunun zahitlerle temasma engel olmaya ve dünyanın hoş yanlarını ona öğretmeye çaba sarfetmiştir. Fakat her şeye rağmen prens Buda, tesadüfen bir gün bir ihtiyarla, bir hasta ile bir cenaze olayı ile bir dilenci ile karşılaşmış ve neticede her insanın, ölüme, hastalığa, ihtiyarlığa mahkum olduğunu anlamış ve geçici zevkler ortamındaki saraylardan başka yaşamanın da mümkün olduğunun farkına varmıştır. Bu olayın tamamen bir efsane karakteri vardır. Fakat realiteye de uygun olması mümkündür.
  • İslâm kısa zamanda bu kadar geniş bir coğrafya üzerinde yayılıp, medeniyetinin ışıklarını saçtıktan sonra niye bugünkü duruma düşmüştür? Her zaman sorulan bu sorunun cevabı pek kolay bulunamamıştır. İslâm cemaatlerinin, ilk başarı yıllarının gururu içine gömüldükleri şeklindeki cevap, pek tatmin edici görülmemektedir. İslâm âleminin geriye kalışı olayının, tek yönlü bir cevapla çözülemeyeceği kanaatindeyiz. Her sosyal hadise gibi bu da kompleks bir olaydır. Fakat çöküşün ve gerilemenin temelinde bizce yatan “zihinsel mekanizmanın” işlememesidir. Yani, entellektüel tembelliktir.
    İslâm dünyasının geri kalma olayının vebalini İslâm dinine yüklemek son derece haksızlık olur. Abbasiler dönemindeki müslümanı dinamik hale getiren İslâm’da aynı İslâm’dı. Bunun için vebali İslâm’a değil; müslümanlara yüklemek gerekecektir. O dönemde X’i bulan, saat aralıklarındaki dakikaları bile hesap edebilen müslümanın beslendiği din’le bugünkü müslümanın beslendiği din aynıdır. Kaynak değişmemiş, bakışlar, sezgiler, dinamizm değişmiştir.

http://ankakedisi.com/kitaplardan/mehmet-aydin-din-fenomeni/

Tagged with: , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Wes Anderson – The Grand Budapest Hotel

Büyük Budapeşte Oteli

Büyük Budapeste Oteli - The Grand Budapest hotel

  • Kabalık, bir korku ifadesidir.
  • Ahlaktan nasibini almamış birine kızılmaz.

http://www.imdb.com/title/tt2278388/

Tagged with: , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Kevin Macdonald – Life in a Day

Kevin Macdonald - Life in a Day

  • Neleri seviyorsun?
    • Kendim olmayı seviyorum
    • Hayatı seviyorum. Hayat çok eğlenceli.
    • Kendimi seviyorum
    • Ayaklarımı ıslak kuma sokmayı. Çimen, çamur Kirli nehir kokusu. Saçına yapışan kamp ateşinin kokusu. Fırında kızarmış baharatlı tavuk.
    • Ailemi çok seviyorum. Kız ve erkek kardeşlerimi. Çocuklarımla vakit geçirmeyi. Onlara göz kulak olmayı.
    • Kadınları. Çok seviyorum
    • Eşimi seviyorum, oğlumu seviyorum.
    • Arazimi, hayvanlarımı seviyorum. Köpeklerimi, dağ gelinciğimi, tavuklarımı, arka taraftaki atlarımı.
    • En çok;  Tanrımı seviyorum. Yüce Rabbimi. Yaratıcımızı. Rahmetini üzerimizden esirgemesin.
    • Güzel bir arabayla, otoyolda saatte 240 km hızla gitmeyi seviyorum.
    • Futbolu seviyorum. Bence futbol, farklı insanları biraraya getirebilecek tek spor.
    • Kirli şeyleri temizlemeyi seviyorum. Temizlendiklerini görmek hoşuma gidiyor.
    • Buzdolabımı seviyorum.  Harika bir şey. Çok az yer kaplıyor. Hiç sesi çıkmıyor. Buzdolabımı seviyorum. Hayatta tek sevdiğim şey o.
    • Özgürlüğü seviyorum
    • Gücü seviyorum
    • ‘Mamihlapinatapai’ kelimesini seviyorum. Şu an ölü bir dil olan Yaghan dilinde kullanılan bir kelime. Eskiden, Güney Amerika’nın en güneyinde, Tierra del Fuego’da konuşulurmuş bu dil. Bu kelimenin doğru okunuşunu hiç duymadım, o yüzden yanlış telaffuz ediyor olabilirim. Ama, anlamı çok hoş bir kelime. İki kişinin bir şeye başlamak istediği, fakat ikisinin de olayı başlatan olmak istemedikleri durumu anlatıyor. Barışı isteyen ama masaya ilk oturmaya yanaşmayan iki kabile lideri için de olabilir. Bir ortamda birbirlerini beğenip ilk adımı atmaya çekinen insanlar için de olabilir.

http://ankakedisi.com/filmlerden/kevin-macdonald-life-in-a-day/

Tagged with: , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Jared Diamond – Tüfek, Mikrop ve Çelik

Jared Diamond - Tufek Mikrop ve Celik

  • Halktan çok daha rahat bir hayat sürdürürken halkın desteğini kazanmak için bir seçkinin ne yapması gerekir? Hırsızkratların tarih boyunca başvurdukları dört çözüm yolu vardır:
    • Halkı silahsızlandırmak, seçkinleri silahlandırmak. Mızrakların, sopaların evde kolayca yapılabildiği çağlara göre, yüksek teknoloji silahlarının yalnızca sanayi kuruluşlarında üretilebildiği ve seçkinlerin tekelinde olduğu günümüzde bu çok daha kolaydır.
    • Toplanan haraçların çoğunu herkesin hoşuna gidecek şekilde dağıtarak kitleleri mutlu etmek. Bu ilke Hawaii şefleri için geçerli olduğu kadar bugün Amerikan siyasetçileri için de geçerlidir.
    • Genel düzeni koruyarak ve şiddeti durdurarak sahip olunan gücü insanların mutluluğu için kullanmak. Bu, merkezileşmiş toplumların merkezileşmemiş toplumlara göre büyük ve değeri anlaşılmayan bir üstünlüğüdür
    • Hırsızkratların halkın desteğini kazanmalarının son çaresi hırsızkrasiyi haklı çıkaracak bir ideoloji ya da din inşa etmeleridir. Obaların ve kabilelerin zaten kör inançları vardı, çağdaş kurumsal dinlerin de var. Ama obaların ve kabilelerin kör inançları merkezi otoritenin, zenginliğin el değiştirmesinin, ya da akraba olmayan insanlar arasında barışı korumanın haklı gerekçesini sağlamaya hizmet etmiyordu. Kör inançlar bu işlevleri kazandığı ve kurumlaştığı zaman din dediğimiz şeye dönüştüler. Hawaii şefleri başka yerlerdeki şeflerin tipik örneğiydi, tanrı olduklarını, tanrıdan geldiklerini ya da hiç değilse tanrıyla doğrudan ilişki kurduklarını iddia ediyorlardı. Şef halk adına tanrılarla ilişki kurarak, çok yağmur yağdırmak, iyi ürün almak, bol balık yakalamak için gerekli tören kurallarını halka vererek hizmet ettiğini iddia ediyordu. [//Dini siyasete alet etmek]

http://ankakedisi.com/kitaplardan/jared-diamond-tufek-mikrop-ve-celik/

Tagged with: , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Charles Chaplin – The Great Dictator

Charles Chaplin - The Great Dictator - diktator

  • Halkı diğerlerine karşı öfkelendirirsek, karınlarının açlığını unuturlar.
  • –HAFİF SPOILER İÇERİR–
    Ben imparator olmak istemiyorum. Bu beni ilgilendirmiyor. Hükmetmek veya işgal etmek istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum. Yahudi, Katolik, siyah, beyaz. Hepimiz birbirimize yardım etmek istiyoruz. Diğerinin mutluluğu hepimizi mutlu ediyor. Hiç kimseden nefret etmiyoruz, hiç kimseyi aşağılamıyoruz. Bu dünyada herkese yer var. Dünyada herkesi doyuracak kadar zenginlik var. Hayat hür ve güzel olmalı. Biz doğru yoldan çıktık. İktidar hırsı insan ruhunu zehirledi, nefret duvarları ördü. Bizi mutsuzluğa ve insan kıyımına mahkum etti. Hızı keşfettik ama yerimizde sayıyoruz. Makineleşme bolluk yerine yokluk getirdi. Bilgimiz bizi saygısız ve yobaz yaptı. Çok düşünüp az hissediyoruz. Makineden çok insanlığa ihtiyacımız var. Beceriden çok iyiliğe ihtiyaç duyuyoruz. Aksi takdirde şiddet galip gelecek ve hayat yok olacak. Uçak ve radyo bizi birbirimize yaklaştırdı. Bu icatların temelinde iyilik, kardeşlik ve beraberlik var. Şu anda sesimi milyonlarca insan duyuyor. Umutsuz kadın, erkek ve çocuklar. Masum insanlara işkence yapan, hapse atan bir sistemin kurbanları onlar. Beni duyanlara sesleniyorum. Umutsuzluğa kapılmayın. Mutsuzluğumuzun sebebi hırslı kişilerin insanlığın ilerlemesinden korkmasıdır. Nefret geçer, diktatörler ölür. Halktan aldıkları iktidar halka geri döner. İnsanlar ölür, hürriyet ölmez.
    Zorbalara itaat etmeyin. Onlar sizi eziyor. Düşünce ve hareketlerinizi planlıyor. Sizi koyun yerine koyuyorlar. İnsanlıktan çıkmış, beyni ve kalbi makineleşmiş kişilere teslim olmayın. Siz ne makine ne koyunsunuz. Sizler insansınız. Kalbinizde insanlara aşk besliyorsunuz.Sizde nefret yok. Sevilmeyen insan kin besler. Askerler, esirlik için değil, hürriyet için savaşın. Aziz Luke’ün dediği gibi cennetin kapıları insana açıktır. Bir kişiye, bir gruba değil herkese âşıktır. Güç sizin, halkın elindedir. Makine ve mutluluk yaratma gücü. Bu güçle yaşamı hür ve güzel yapın. Harika bir maceraya dönüştürün. Demokrasinin verdiği bu gücü kullanalım. Birlik olup, harika bir dünya yaratalım. Herkese iş sağlayan, gençlere umut, yaşlılara garanti veren bir dünya. Yobazlar bunları vaat ederek iktidarı aldılar. Yalan söylediler. Zaten asla sözlerini tutamazlar. Diktatörler kendi hırsları için halkı köleleştirir. Biz bu vaatleri yerine getirmek için savaşalım. Dünyayı kurtaralım. Milli engelleri yok edelim. Hırs, kin ve yobazlığı yürürlükten kaldıralım. Aklın idare ettiği bir dünya için savaşalım. Bilim ve ilerleme herkese mutluluk getirsin.
Tagged with: , , , , , , , , , , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı
Sayfalar

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 56 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: