Wes Anderson – The Grand Budapest Hotel

Büyük Budapeşte Oteli

Büyük Budapeste Oteli - The Grand Budapest hotel

  • Kabalık, bir korku ifadesidir.
  • Ahlaktan nasibini almamış birine kızılmaz.

http://www.imdb.com/title/tt2278388/

Tagged with: , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Kevin Macdonald – Life in a Day

Kevin Macdonald - Life in a Day

  • Neleri seviyorsun?
    • Kendim olmayı seviyorum
    • Hayatı seviyorum. Hayat çok eğlenceli.
    • Kendimi seviyorum
    • Ayaklarımı ıslak kuma sokmayı. Çimen, çamur Kirli nehir kokusu. Saçına yapışan kamp ateşinin kokusu. Fırında kızarmış baharatlı tavuk.
    • Ailemi çok seviyorum. Kız ve erkek kardeşlerimi. Çocuklarımla vakit geçirmeyi. Onlara göz kulak olmayı.
    • Kadınları. Çok seviyorum
    • Eşimi seviyorum, oğlumu seviyorum.
    • Arazimi, hayvanlarımı seviyorum. Köpeklerimi, dağ gelinciğimi, tavuklarımı, arka taraftaki atlarımı.
    • En çok;  Tanrımı seviyorum. Yüce Rabbimi. Yaratıcımızı. Rahmetini üzerimizden esirgemesin.
    • Güzel bir arabayla, otoyolda saatte 240 km hızla gitmeyi seviyorum.
    • Futbolu seviyorum. Bence futbol, farklı insanları biraraya getirebilecek tek spor.
    • Kirli şeyleri temizlemeyi seviyorum. Temizlendiklerini görmek hoşuma gidiyor.
    • Buzdolabımı seviyorum.  Harika bir şey. Çok az yer kaplıyor. Hiç sesi çıkmıyor. Buzdolabımı seviyorum. Hayatta tek sevdiğim şey o.
    • Özgürlüğü seviyorum
    • Gücü seviyorum
    • ‘Mamihlapinatapai’ kelimesini seviyorum. Şu an ölü bir dil olan Yaghan dilinde kullanılan bir kelime. Eskiden, Güney Amerika’nın en güneyinde, Tierra del Fuego’da konuşulurmuş bu dil. Bu kelimenin doğru okunuşunu hiç duymadım, o yüzden yanlış telaffuz ediyor olabilirim. Ama, anlamı çok hoş bir kelime. İki kişinin bir şeye başlamak istediği, fakat ikisinin de olayı başlatan olmak istemedikleri durumu anlatıyor. Barışı isteyen ama masaya ilk oturmaya yanaşmayan iki kabile lideri için de olabilir. Bir ortamda birbirlerini beğenip ilk adımı atmaya çekinen insanlar için de olabilir.

http://ankakedisi.com/filmlerden/kevin-macdonald-life-in-a-day/

Tagged with: , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Jared Diamond – Tüfek, Mikrop ve Çelik

Jared Diamond - Tufek Mikrop ve Celik

  • Halktan çok daha rahat bir hayat sürdürürken halkın desteğini kazanmak için bir seçkinin ne yapması gerekir? Hırsızkratların tarih boyunca başvurdukları dört çözüm yolu vardır:
    • Halkı silahsızlandırmak, seçkinleri silahlandırmak. Mızrakların, sopaların evde kolayca yapılabildiği çağlara göre, yüksek teknoloji silahlarının yalnızca sanayi kuruluşlarında üretilebildiği ve seçkinlerin tekelinde olduğu günümüzde bu çok daha kolaydır.
    • Toplanan haraçların çoğunu herkesin hoşuna gidecek şekilde dağıtarak kitleleri mutlu etmek. Bu ilke Hawaii şefleri için geçerli olduğu kadar bugün Amerikan siyasetçileri için de geçerlidir.
    • Genel düzeni koruyarak ve şiddeti durdurarak sahip olunan gücü insanların mutluluğu için kullanmak. Bu, merkezileşmiş toplumların merkezileşmemiş toplumlara göre büyük ve değeri anlaşılmayan bir üstünlüğüdür
    • Hırsızkratların halkın desteğini kazanmalarının son çaresi hırsızkrasiyi haklı çıkaracak bir ideoloji ya da din inşa etmeleridir. Obaların ve kabilelerin zaten kör inançları vardı, çağdaş kurumsal dinlerin de var. Ama obaların ve kabilelerin kör inançları merkezi otoritenin, zenginliğin el değiştirmesinin, ya da akraba olmayan insanlar arasında barışı korumanın haklı gerekçesini sağlamaya hizmet etmiyordu. Kör inançlar bu işlevleri kazandığı ve kurumlaştığı zaman din dediğimiz şeye dönüştüler. Hawaii şefleri başka yerlerdeki şeflerin tipik örneğiydi, tanrı olduklarını, tanrıdan geldiklerini ya da hiç değilse tanrıyla doğrudan ilişki kurduklarını iddia ediyorlardı. Şef halk adına tanrılarla ilişki kurarak, çok yağmur yağdırmak, iyi ürün almak, bol balık yakalamak için gerekli tören kurallarını halka vererek hizmet ettiğini iddia ediyordu. [//Dini siyasete alet etmek]

http://ankakedisi.com/kitaplardan/jared-diamond-tufek-mikrop-ve-celik/

Tagged with: , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Charles Chaplin – The Great Dictator

Charles Chaplin - The Great Dictator - diktator

  • Halkı diğerlerine karşı öfkelendirirsek, karınlarının açlığını unuturlar.
  • –HAFİF SPOILER İÇERİR–
    Ben imparator olmak istemiyorum. Bu beni ilgilendirmiyor. Hükmetmek veya işgal etmek istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum. Yahudi, Katolik, siyah, beyaz. Hepimiz birbirimize yardım etmek istiyoruz. Diğerinin mutluluğu hepimizi mutlu ediyor. Hiç kimseden nefret etmiyoruz, hiç kimseyi aşağılamıyoruz. Bu dünyada herkese yer var. Dünyada herkesi doyuracak kadar zenginlik var. Hayat hür ve güzel olmalı. Biz doğru yoldan çıktık. İktidar hırsı insan ruhunu zehirledi, nefret duvarları ördü. Bizi mutsuzluğa ve insan kıyımına mahkum etti. Hızı keşfettik ama yerimizde sayıyoruz. Makineleşme bolluk yerine yokluk getirdi. Bilgimiz bizi saygısız ve yobaz yaptı. Çok düşünüp az hissediyoruz. Makineden çok insanlığa ihtiyacımız var. Beceriden çok iyiliğe ihtiyaç duyuyoruz. Aksi takdirde şiddet galip gelecek ve hayat yok olacak. Uçak ve radyo bizi birbirimize yaklaştırdı. Bu icatların temelinde iyilik, kardeşlik ve beraberlik var. Şu anda sesimi milyonlarca insan duyuyor. Umutsuz kadın, erkek ve çocuklar. Masum insanlara işkence yapan, hapse atan bir sistemin kurbanları onlar. Beni duyanlara sesleniyorum. Umutsuzluğa kapılmayın. Mutsuzluğumuzun sebebi hırslı kişilerin insanlığın ilerlemesinden korkmasıdır. Nefret geçer, diktatörler ölür. Halktan aldıkları iktidar halka geri döner. İnsanlar ölür, hürriyet ölmez.
    Zorbalara itaat etmeyin. Onlar sizi eziyor. Düşünce ve hareketlerinizi planlıyor. Sizi koyun yerine koyuyorlar. İnsanlıktan çıkmış, beyni ve kalbi makineleşmiş kişilere teslim olmayın. Siz ne makine ne koyunsunuz. Sizler insansınız. Kalbinizde insanlara aşk besliyorsunuz.Sizde nefret yok. Sevilmeyen insan kin besler. Askerler, esirlik için değil, hürriyet için savaşın. Aziz Luke’ün dediği gibi cennetin kapıları insana açıktır. Bir kişiye, bir gruba değil herkese âşıktır. Güç sizin, halkın elindedir. Makine ve mutluluk yaratma gücü. Bu güçle yaşamı hür ve güzel yapın. Harika bir maceraya dönüştürün. Demokrasinin verdiği bu gücü kullanalım. Birlik olup, harika bir dünya yaratalım. Herkese iş sağlayan, gençlere umut, yaşlılara garanti veren bir dünya. Yobazlar bunları vaat ederek iktidarı aldılar. Yalan söylediler. Zaten asla sözlerini tutamazlar. Diktatörler kendi hırsları için halkı köleleştirir. Biz bu vaatleri yerine getirmek için savaşalım. Dünyayı kurtaralım. Milli engelleri yok edelim. Hırs, kin ve yobazlığı yürürlükten kaldıralım. Aklın idare ettiği bir dünya için savaşalım. Bilim ve ilerleme herkese mutluluk getirsin.
Tagged with: , , , , , , , , , , , , , ,
Filmler kategorisinde yayınlandı

Abdülkadir Çevik – Politik Psikoloji

Abdulkadir Cevik - Politik Psikoloji - Kapak

  • Teröristler bir terörist gruba ait olmayla belki hayatlarında ilk defa gerçekten bir yere ait olmuşlardır ya da sahiplenilmek duygusunu yaşamaktadırlar. Bazılarının, özellikle radikal ideolojik teröristlerin, toplumun uç kesimlerindeki küçük gruplara bağlanmaları ve onlara ait olmaları onlar için çok değerli ve önemlidir. Etnik teröristler ise kendi terörist eylemlerini benimseyen daha geniş gruplar içinde kabul görmeye çaba harcarlar.
  • Feodal yapıda “ağa” ya da “aşiret reisi” ile bu liderlerin aileleri oldukça güçlü, ulaşılmaz, hatta dokunulmaz ve kutsal sayılabilecek bir duygusal içerikle algılanmaktadır. Ağaların her şeye güçleri yeten, en bilgili, en akıllı ve en büyük kişiler olduğu duygu ve düşüncesi aşiret üyelerinin gerçek dünyasını oluşturmaktadır. Öte yandan, geleneksel olarak aşiret reislerinin dinsel yönden bağlantılarının olması onlara daha ayrıcalıklı bakılması ve kutsal bir duyguyla yaklaşılmasını sağlamaktadır. “İlkel idealizasyon” her insanın hayatının belli bir döneminde yaşadığı (çocukluk dönemi) bir psikolojik durumdur.
    Çocuklukta ebeveynlerimizle özdeşim yaparken onları gözümüzde en mükemmel, en güçlü seviyelerde algılar ve hep çok olumlu yanlarını ön plana çıkarırız. Bu durum bir bölümüyle gerçek olsa da genellikle abartılı bir durumu ifade eder. Bu savunma mekanizması sayesinde ilkel olarak idealleştirdiğimiz varlıklarla özdeşleşirken biz de kendimizi onların bir parçası olarak görürüz. Ağa ya da aşiret reislerinin bu şekildeki ilkel idealizasyonu kısmen bu liderlerin bazı özelliklerinden kaynaklanmakla birlikte, temelde belli bir toplumsal gelişme düzeyinde olan aşiret üyelerinin güçlü bir lidere olan psikolojik gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır. Aşiret üyeleri, lidere bağımlılık gereksinimleriyle ağayı her zaman birinci plana çıkarırken kendilerini ikinci planda, ikinci sınıf insanlar olarak algılarlar.
    Aşiret üyeleri “güçlü ağayı” kendilerinin bir uzanışı olarak algılayarak, bilinçdişında kendi güçsüzlüklerini ve bunun yarattığı boşluğu tamamlayan bir unsur olarak görürler. Böylece güçsüz ve ikinci planda kalmış olmalarıyla yaşadıkları acı veren duygularının üstesinden gelmeye çalışırlar. Liderde ön plana çıkma, önde olma, güçlü olma, sayılma, itibar görme gereksinimleri varken, izleyicilerininse o özelliklere sahip bir lider yaratma ve yarattıkları bu lidere bağlanma ya da itaat etme gibi psikolojik süreçleri bulunmaktadır. Bu psikolojik gereksinimler dolayısıyla böyle bir sosyal yapı değiştirilmek istendiğinde, sadece ağa ya da aşiret reislerinden gelecek engellemeler ve psikolojik dirençlerle karşılaşılmayacaktır. Her iki grup da karşılıklı psikolojik doyum ilişkisi içinde oldukları için düzenin değişmesine direnç göstereceklerdir. Bu durum çelişki gibi görünebilir. Aslında, mantık açısından kendini geri planda, ikinci sınıf ve lidere uymakla yükümlü gören insanların bu ezik ve mağdur durumdan bir an önce çıkmak isteyecekleri akla gelmektedir. Ancak, bu açıklama mantıklı olmasına karşın, tüm insanlarda olduğu gibi bu insanlarda da bağımsızlığı sürdürme gibi psikolojik etkenler teba kalma yönünde bir motivasyon oluşturur. Kısaca, mantık ve duygu boyutlarının ikileminin yaşandığı görülmektedir. Ne yazık kı hemen her zaman olduğu gibi duygu yanı psikolojik boyut yönünde hareket etme, daha çok kendini gösterecektir.
    Ağalar narsisistik doyum aracı olan ağalıklarının elden gitmesine karşı direnç gösterirken, tebalar da alışageldikleri geleneksel ilişki biçimlerinin, bağımlılıklarının ve bu türden psikolojik doyum ilişkilerinin yitirilmesi kaygısını yaşarlar. Her iki tarafın da gerek bilinçli ve gerekse çoğu kez bilinçdışı yaşadığı kaygılar, durumun değişmesine karşı dirençlerin gelişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, geleneksel yapının devam etmesinin sağladığı psikolojik doyumla gelişen dünya gerçeklerinin zorladığı mantıklı değişim baskılarının arasında kalan bu gruplar, yoğun çatışma ve kaygı yaşamaktadır. Bunun beklenen sonuçları strese toleransın düşmesi, aşırı duyarlılık, alınganlık ve çabuk öfkelenme durumlarıyla kendini gösteren regresif, yani çocukluk dönemine özgü kontrolsuz duygusal boyuttur. Buna bağlı olarak, bireyde mantıktan ve gerçekten uzak, engellenmeye dayanamayan, bekleyemeyen ve sabredemeyen davranışlar ortaya çıkmaktadır.
    Topluluklar ve bireyler yaşadıkları ikilemin devam etmesi durumunda daha önceki gelişim düzeylerine gerileyerek, daha ilkel savunma mekanizmalarını kullanmaya başlayacaklardır.
  • Çağdaş özgürlükçü demokrasi anlayışı gereği ulusal bütünlüğü bozmayacak her türlü fikrin (radikal düşünceler dahil olmak üzere) ifadesine izin verilmesi, demokrasi içinde fikir tartışmalarıyla bazı sonuçlara ulaşılabileceğinin ve demokrasi dışı yolların denenmesine gerek olmadığının ortaya konulması için gereklidir. Güçlü, güvenilir, verdiği sözü yerine getiren, halkıyla diyalogu koparmayan ve sürekli olarak halkıyla ülkenin koşullarını paylaşan bîr yönetimin korkusuzca oluşturulması, böylece, politik istkrarın ve devamlılığın sağlanması gerekir.
    Farklı etnik kökene ait grupların etnik kimliklerini demokrasi içinde serbestçe ortaya koyabilecekleri kültürel ve geleneksel etkinliklere anayasal ve yasal serbestlik getirmek gerekir, (örneğin, ana dilde konuşma, yayın yapma, isim kullanma gibi.) Ancak, anayasayla belirlenmiş ulusal dilin tek olması gereklidir.
    Halkta etnik köken ya da mezhep ve din farklılıklarını ve bu yöndeki ayrımı düşündürecek tutum ve davranışlardan ve bu yöndeki mesajlardan kaçınmak gerekir. Bu ülkede yaşayan herkesin Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu bir vatandaşı olduklarına ait duyguyu uyandırmak gerekir. Tüm halkın ayrım yapılmadan kucaklanması gereklidir.

http://ankakedisi.com/kitaplardan/abdulkadir-cevik-politik-psikoloji/

Tagged with: , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Ali Bulaç – Kutsala, Tarihe Ve Hayata Dönüş

ali-bulac-kutsala-tarihe-ve-hayata-donus

  • “İslam dünyası Batı karşısında niçin geriledi?” sorusunu “Bugün, İslam’ın modern dünyaya cevabı nedir?” sorusuyla değiştirmemiz gerekmektedir. Bu yeni bir gündür (küresel modern durum), sorular ve cevaplar da yeni olmalıdır.
  • Modern insan üretiyor; yiyor, içiyor, dışkı atıyor ve çiftleşiyor; başka bir şeye de aldırış etmiyor. Peki, va’dedilen yeryüzü cenneti bu mu? Eğer cennet buysa, bu insanın kaybettiği ve aradığı cennet değil, insan altı yaratıkların; görmeyen ve işitmeyen, kalpleri de düşünmeyen organizmaların sahte cenneti ya da cehennemidir.
  • Şah Veliyullah Dehlevi, tarihsel bakımdan İslam toplumlarının gerileme sebeplerini iki ana faktöre indirgiyordu: Muaviye ile birlikte Hilafet’in Saltanat’a dönüştürülmesi ile içtihat kapısının kapatılması.
  • Siyasi iktidara gelen Müslümanlar, alternatif bir dünya sunamadılar, modernliği kötü bir biçimde kopya ettiler ve onun kültürünü tüketmekle yetindiler.
  • Güçsüzler, güçlülerin kalkınma programlarını uyguladıkça, onlar daha çok zenginleşecek, güçsüzler ise daha çok yoksullaşıp güçten düşecek.
  • İslamcıların geçen yüzyılın sonlarında ortaya attıkları “İslam dünyasının gerileme sebepleri nelerdir?” sorusunu, gelin biz bu yeni yüzyılda başına hep birlikte şöyle sorup doğru cevabını arayalım: “İslam’ın modern dünyaya cevabı nedir?”
  • Dini anahtar terimler (İhlas, Cihad, Ümmet, Hicret, Risalet vb.) semantik değişime uğruyor, Müslüman insanın zihnindeki çağrışımlarında hakiki dini anlamları ile modern kimlikleri yeri değiştiriyor. Örneğin İhlas, hiçbir maddi çıkar gözetmeden dini Allah’a halis kılarak yaşamak olmaktan çıkıp, borsa piyasasında dalgalanmalara göre kâr veya zarar getiren bir holdingin hisse senetlerine dönüşüyor. Kuzey Afrika’da “Mürşit” insanları tasavvufi yol ve yöntemlerle doğru yola götüren kişi olmaktan çıkmış, gündelik dilde “turist rehberi” olmuştur. Firmalarına bu isimleri seçenlerin niyetleri hangi ölçülerde temiz ve iyi olursa olsun, içeriğin üzerine giydirilen formun içerikten etkilenmeyeceği, bunların birbirlerini karşılıklı olarak etkilemeyecekleri düşünülemez.
  • Abdulhamid Cüneyt’e göre, İslam adına cihat etmeyi devrim veya sıcak savaş şeklinde tanımlamanın çağımızda herhangi bir karşılığı yoktur ve cihat, vazgeçmekle, fedakarlık yapmakla ve sürekli olarak yapılan bir şeydir; cihattaki temel şeylerden birisi örnek teşkil etmektir.

http://ankakedisi.com/kitaplardan/ali-bulac-kutsala-tarihe-ve-hayata-donus/

Tagged with: , , , , , , , , , , , ,
Kitaplar kategorisinde yayınlandı

Attila İlhan – An Gelir – Görünmez Mezarlık

görünmez bir mezarlıktır zaman
	şairler dolaşır saf saf
		tenhalarında şiir söyleyerek
			kim duysa / korkudan ölür

Attila İlhan - An Gelir

Attila Ilhan - An Gelir - Gorunmez bir mezarliktir zaman
Tagged with: , , , , , , ,
Şiirler kategorisinde yayınlandı
Sayfalar

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 54 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: