Uzaktaki ölümler her zaman sıradan ve fikstür hesabı türünden çağrışımlar yapan basit birer haber gibidir, bir sonraki ilkbahar-yaz kreaksiyonundan önceki “kötü haber” hakkı kullanılan haber sıralamasına göre zaten olması gerektiği -kanaati yerleşen- haberler.
….
“Iraktaki çatışmalarda 47 kişi öldü”
- İyi lan bu sefer az ölmüş öncekinde 124 kişi mi ne ölmüştü. kanal değiştirsene diğer kanalda ne var acaba?
….
“Ayrılıkçı Tamil Gerillaları ile bilmem ne arasında çıkan çatışmada 8 kişi hayatını kaybetti”
+ Üff! şu Afrikalılar da hiç bir zaman düzelmeyecek galiba
….
“Cinnet geçiren baba 3 kişinin ölümüne iki kişinin ağır yaralanamasına neden oldu”
- Yaa! harcarsan o kadar parayı kredi kartı ile olacağı buydu zaten
….
“İntihar saldırısında dördü asker, üçü çocuk 12 kişi öldü”
+ Yok birader ya bu Ortadoğu hiç bir zaman düzelmeyecek, bu Amerika var ya bu amerika bir de lanet İsrail..
….
“Tünelin çökmesi sonucu 3 işçi feci şekilde can verdi. görgü tanıklarının ifadelerine göre…”
- Kardeşim niye önlemini almıyorsunuz ya!
….
…..
……
Yolda karşılaşılıp umursanmayan kedi cesedi, arada bir ninni gibi dinlenen selalar, otobüsün camından bakıldığında görülen cenaze aracı, duyguları anlaşılır olmayan yakınını kaybetmiş birileri, adli tıp kurumunun arada bir geçen ismi… ve saire se saire..
Pıtırak gibi açılan alışveriş merkezleri, giyimde son moda, mobilyada son trend, ceo denen -hiç ölmeyecek gibi duran- şişman adamların popüler görüntüsü, acımasız rekabet ortamına ayak uydurma zorunluluğu, 5 yıllık 10 yıllık 25 yıllık kariyer hedefleri ve bir gün mutlaka ulaşıcağından emin olunan hayaller, güzel mankenler, yakışıklı artistler varken ve ölüm de bu kadar uzakta gerçekleşen bir şey iken ölüm de ölümlü olaylar da niçin sıradan olmasın ki..
AnkaKedisi

Hayret verici hakikaten. Hiç olmadığı kadar fazla ölüm haberi alıyoruz ve hiç olmadığı kadar az düşünüyoruz kendi ölümümüzü.