Özgür olmanın; omlet yapıp yiyebilmenin*, köpeği ile oynayabilmenin*, gürültüsüz ve karanlık bir yerde uyuyabilmenin*, istendiği zaman Beethoven dinleyebilecek olmanın**, ve farkında olunmayan daha bir çok nimetin aslında ne kadar büyük birer şükretme sebepleri olduğunu hissettiren, yer yer komedi unsurları, yer yer de hüzün anları ile dolu bir film. Abuk sabuk Türk Filmleri arasında kendine yer edinen, izlemek izlememekten daha iyi olabilecek film.
“Yanlışlıkla hapse düşme” konusunu işleyen, mahkumların dünyasına hafiften yolculuk da yaptıran akla “La Vita E Bella” filmini de getiren film [Mahkum babanın oğluna uzaylılardan korunma kalkanı yapmak için orada gizli görev adına bulunduğunu söylemesi. Tüm gardiyan, asker ve polisler de adamlarıymış].
Filmi izlerken insani bakış hakim olur, “ama mahkumlar da bir halt etmişler ki oradalar” gibi konular akla gelmez [ki gelmemeli sanki gibi] ve filmde diğer Türk Filmlerinde olduğu gibi skeç izliyormuşluk yapaylığı hissi yaşanmaz.
* Normal mahkumların hayalleri
** İçerideki, her bir sorunu kapitalizme bağlayan entel mahkumun hayali.
