Cengiz han, yani o devirde korkunçluğundan dolayı Deccal olarak bile anılan, ne bir ev, ne bir han, ne bir kütüphane ve de geçtiği yerlerde ne bir canlı (bebek, çocuk, kadın, taş üstüne taş) bırakmayan kişinin -bahsi geçen filme göre- hayatına dair, Cengiz Han’ın ve dolayısı ile bir yerde Ortadoğu ve dünyanın gidişatını değiştiren küçük ama etkisi büyük kısımları içeren film;
- Cengiz Han’ın (Timuçin) babası vaktinde annesini Merkitler’den kaçırmıştır ve bundan dolayı Merkitlerle aralarında uyuşmazlık ve her an patlayabilecek intikam davası potansiyeli vardır. Minik Timuçin böyle bir babanın oğludur ve Merkitlerden kaynaklanan gerginliğin orta yerindedir. [Babası o merkit kadınla evlenmeyedebilirdi, ki o zaman her şey farklı olurdu]
- Timuçin ve babası (o boyun kağanı) Merkitlere evlenecek kız bakmak için yolda giderken yol üstünde konaklama gereği duyarlar [Konaklamayabilirlerdi, ki o zaman her şey farklı olurdu]
- Orada bir kızla(Börte) karşılaştı. [karşılaşmayabilirdi, karşılaşmasalardı Börte ile sevgi kesişmesi yaşamayabilirdi. ki, bu kesişme sayesinde Timuçin eşini Merkitlerden değil de buradan seçmiş oldu. Bu seçtiği eş adayı hayatında en önemli rol oynayan kişi olacaktır]
- Babası kendisine düşmanları tarafından ikram edilen içeceği hemen içmez, yardımcısının dediğine uyarak uşaklardan birine içirebilirdi. [Timuçin de babasız kalmazdı]
- Babasının ölümü sonrası, kontrolü ele geçiren hain ruhlu adam, Timuçin’e iyi bakabilir, en azından ufacık sabiye (Hitler de bir sabi idi zamanında) işkence etmezdi. Ama etti ve küçücük çocuğa nefret tohumları ve intikam duygusu aşıladı.
- İşkenceden kaçan çocuk, kankardeşi tarafından kollanır. Timuçin büyüyüp evleneceği kadını, Börte’yi hamile olarak bulur. Timuçin daha da nefret dolar, ihanet, entrika vs.. ne dersen yaşamıştır. Genç Timuçin ortalığı birbirine katar ve Börte’yi hamile hali ile kabüllenip kaçırır. [İşler yolunda gitmeyebilir, birileri tarafından rahatlıkla mıhlanabilirdi]
- Kendisini esir alan kankardeşi Jamuha (Canoka?) tarafından oracıkta öldürülebilirdi, ama öldürülmedi, köle olarak satıldı. köle olarak alan kişi tam da onu gıcıklığına kamuya açık alanda yıllarca kafes içinde tutan bir manyak olmayabilirdi ama onu o adam satın aldı. Timuçin için n (çok büyük bir sayı) alternatif arasından en enteresan ihtimal gerçekleşir.
- Kafeste yıllarca kalan Timuçin’in oradan kurtarılması (bir keşiş-Börteye olayı haber vermek için 80-90 yaşında yola düşer-, bir sadık eş-”yeter be nedir bu çektiklerim!” dememiş-, bir kaç rüşvet yiyen adama rastgelinmiş ve kafesten kurtulabilmiş) milyarda bir ihtimaldir. [Ama o kafesten bir şekilde kurtulur ve intikam için topraklarına döner -Güneydoğu Asya'dan, Ortakuzey Asya'ya]
- Kankardeşi ile savaşır ve “kesin fark yer” denecek haldedir fakat ne hikmetse savaş sırasında gök gürler, yağmur yağar, şimşekler çakar, herkes çok kokmuştur (o zamanki Moğollar Tanrının gazabı diye gök gürlemesinde korkar adeta dona kalırmış) ve bu durumu umursamayan Timuçin ve adamları diğer güçlü orduyu yener. [Gök gürlemeyebilir, tüm bunlar olmayabilir, dünyaya o dönemin anasını ağlatan Cengiz Han diye piskopat şizofren manyak dengesiz gaddar birisi musallat olmayabilirdi. Belki de Bağdat'ta yakılan binlerce el yazması kitap hâlâ var olur, belki de dünyanın gidişatı çok daha farklı olurdu.]

güzel bir makale olmuş çok teşekkürler.