Traitor (Hain, 2008)
Hassas bir konuyu irdelediği için ne anlatmak istediği bakış açısına göre nesnel anlam kazanan film.
- onlara bomba satan sensin.
+ parası olanlara satıyorum. abd hükümeti gibi.
- terk fark, bizimkisi masum insanları öldürmüyor.
+ sen öyle zannet, çok bilmiş.
- burada benim için seve seve adam öldürecek 50 kişi var.
+ peki kaçı senin için ölmeye hazır?
+ ilk kim ölmek istiyor?
“Bir imparatorluğu kanunlarıyla savaşarak yenemezsin.”
“Bir zamanlar, amerikalılar da ingilizlere göre teröristti. tarih çoktan unutuldu.”
(Radikal eylem yapan adı müslüman ama her haltı yapan kişi, kendisine uzatılan içkiyi içmeyeceğini haram olduğunu belirtir)
+ ne oldu?
- içki haramdır.
- aslında krug ’95. bu kadar huzursuz olma, samir. traş oluruz, alkol alırız,…bazen domuz eti bile yeriz. kur’anda buna takiyye denir. “düşmanını yanıltmak için onlar gibi davranmak.”
+ bu takiyye değil.
- pardon?
+ kusura bakma ama fareed kardeş, peygamberimiz hz. muhammed, – salât ve selâm üzerine olsun – bir hadisinde, inananların, sadece ölüm tehditi karşısında müslüman oldukları hakkında yalan söyleyebileceklerini söylemiş.
- ama bu durum…
- şu an ölüm tehditi yok mu? savaştayız. ve etkili olabilmek için onlar gibi olmalısın.
+ kimse bize bakmıyor ki.
++ onun sıradan bir piyade eri olmadığını söylemiştim. samir inançlı birisi.
++ inançlı olmak iyidir.
- ama emre itaat etmeyi de bilmelisin.
(Radikallerin toplantısından)
- öldürmek için eğitim almamız şiddeti sevdiğimiz anlamına gelmez. biz şiddeti sadece bize karşı uygulanırsa kullanırız.
haçlılar topraklarımıza saldırdı,…insanlarımızın üzerine bomba attı,…doğal kaynaklarımızı çaldı. bu acıyı sona erdirmek için savaşıyoruz.
+ savaşıyoruz, çünkü bu rezalete ve cinayetlere… amerikalılar bizi masum sivilleri öldürmekle suçluyorlar. ki onlar yıllardır masum müslümanların kanını döküyor.
bizim kanımız kan değil mi?
– tarih bize tekrar ve tekrar gösterdi ki… karşısındaki büyük bir imparatorluk olsa da, ondan çok daha üstün olsa da,…ölümden korkmayan bir adam mağlup edilemez.
++ amerika’nın füzeleri ve bombaları var…ama bizim de allah’ımız var.
-> Örgütteki eleman eylemde numaradan bir kaç kişinin havaya uçmasını sağlayacaktır. fakat işler umulduğu gibi gitmez. sahte kimlikli iki kişiden başka ölenler de olur. bu konuda örgüt elemanı oldukça suçluluk duyarken, kendisini bu işe bulaştıran abd’liler gayet soğukkanlıdırlar ve ekstradan ölenler onların gözünde sadece iş kazası sonucu ölen bir kaç tavuktan ibarettir adeta
“Satrançta ve savaşta, zaferin anahtarı, rakibinin hamlesini önceden kestirebilmektir. 2 hareket ilerisini düşünmek.
asimetrik savaş sanatı, zarar vermekten çok mesaj niteliğindedir. terörizm bir tiyatrodur. ve tiyatro her zaman seyirci için oynanır. bizim seyircimiz amerikan halkı.”
(ABD’li yetkilinin örgüt elemanın kanlı eylemler için ikna diyalogundan)
- bunun adı savaş. kazanmak için herşey mübah.
+ kim gibi konuştuğunu farkettin, değil mi?
- bizler iyi adamlarız, samir.
+ bilmez miyim?
- hey!
- kime hesap vereceğini unutma.
+ ben Allah’a hesap vereceğim.
- hepimiz öyle.
- biliyor musun, dedikleri doğru. savaş, küçük cihad.
- nefsini yenmek, düzgün yaşamak…en büyük cihad budur.
+ peki bizim yaptığımız bu mu?
+ kendine hiç sordun mu?
- bazen.
[bombalama eyleminin meşrulaştırılmasına dair bombacı bakış açısı]
- amerikalılar hükümetlerinden övgüyle bahsetmeyi severler. bu da, hükümetlerinin işlediği suçlara onların da ortak olduğunu gösterir. kimse masum değildir.
- ne istiyorsun?
+ sicilini temizlettim. her şeyi. fransa’daki bombalamayı, otobüsü, hepsini. yani özgür bir adamsın ama hâlâ bize çok yardımın dokunabilir.
- özgür müyüm? bana pek özgürüm gibi gelmedi, clayton. bilgisayardan “sil” tuşuna basınca her şey düzeliyor mu? insanların yaşamı hakkında seçim yaptım. ve bununla yaşamalıyım.
+ anlıyorum.
- ebediyyen, clayton.
+ anlıyorum. ama ikimiz de biliyoruz ki bu kavga artık çok uzakta.
- biliyor musun, kur’an: “masum bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir.” buyuruyor.
+ ayrıca “bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.” buyuruyor.
