KATRE-İ MATEM
Eser yazarı : Lâ Edri
Çeviren : İskender Pala
Yayınevi : Kapı Yayınları, İstanbul, 2009
- Nice ucuz kazançlar vardır ki sonunda ziyana sebep olur. Sen en sonda kazanan olmaya bak. hiç bir şeyi hemen halledeceğini zannetme.gençlik hevesiyle olmadık hayaller kurma. Çok umutsuz olma, ama tedbirli olmayı da bırakma. Bir şeyi çok umut etmek, umuda köle olmaktır.
- (Derkenar hikayesi)
Bir zamanlar yaşlı bir adam ah çekmeyi, gözyaşı dökmeyi âdet edinmişti. Bir dostu ona bunun sebebini sordu. O da anlattı:
Ben bir köle tüccarıydım. İstanbul’da, 300 liraya bir cariye satın almıştım. Yüzü aydan aydın, dudağı şekerden tatlı bir dilberdi. İşve ve naz mesleğinde onu yetiştirdim. Çok emek çektim. Çok gayret sarf ettim. Pazara götürdüğümde pazar kızıştı, müşteri çoğaldı, fiyat yükseldi. Satmadım, bekledim. İkindi bereketi, silahlar kuşanmış karayağız bir delikanlı atının üstünde çıkageldi. Benim kölemi görünce atından indi, yanına yaklaştı, gülümsedi ve: “Adın ne?” dedi. Kölemin de ona gülümsediğini gördüm. Delikanlı bana döndü ve fiyatını sordu. “Kendisi tam ayar altın bebektir ve tam ayar bin altın eder.” dedim. Hiçbir şey söylemedi. Oralarda biraz gezinip oyalandı. Sonra kölenin avucuna gizlice bir şey verip gitti Akşam olunca bunun yüz altın olduğunu gördüm. Şaşırmıştım. Ertesi gün kölemin değeri daha da arttı. Ben satmayı geciktiriyordum. O gün ikindi vakti o delikanlı yine geldi. Yine kızın avucuna bir şey bıraktı. Baktım, yüz altın daha. Böyle dört gün devam etti. Beşinci gün delikanlıyı takip ettim. Kaldığı yeri öğrendim. Sordum, soruşturdum. En son atını satmış. Altıncı gün köle pazarına yine geldi. Lakin köleyi yalnızca uzaktan seyretti. O gece kızın elinden tutup delikanlının evine götürdüm”. Benim bu gece acil bir işim çıktı. Bu köleyi sana emanet bıraksam yarına kadar kollayıp gözetir misin?” dedim. Önce kabul etmek istemedi, sonra razı oldu. Ben kaldığım hana döndüm. Gece aralarında nasıl geçer, beraberlikleri ne şekilde yürür diye düşünerek yatağıma oturdum. Gece yarısına doğru kapım şiddetle yumruklanmaya başladı. Açtım. Kölem ağlıyor ve titriyordu” . Sana ne oldu; o genç ile aranızda ne geçti?” dedim. Ağlaması durmuyordu. Neden sonra mırıldandı:
-O genç öldü.
-Bu nasıl oldu peki?
-Sen ayrılınca beni iç odaya aldı. Bana yemek getirdi. Ben yerken o oturup beni seyretti. Elimi yıkamam için leğen getirdi. Sonra bir yatak serdi. Üzerime misk ve gülsuyu serpti. Bana gözlerimi yummamı söyledi. Yumdum. Parmağını yanağıma koydu” . Subhanallah! Bu ne güzel sevgili; ne etkileyici bir güzellik!” diyor, bunu tekrarlayıp duruyordu. Sonra birden, “Allah’ım hata ettim, haddi aştım, affet beni!” dedi ve sonra:
“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”
“Allah’a aitiz ve ona döneceğiz!” ayetini okuyarak haykırdı, düştü. Gözümü açıp vücudunu sarstım. Canını Allah’a teslim etmişti .
Kölem bunları anlattıktan sonra sabaha kadar ağladı ve gün doğarken o gencin adını sayıklayarak ruhunu teslim etti.
İşte benim bütün bu ağlamalarım günahtan kaçınarak sevgilerine leke getirmeyen o iki âşıkın anısınadı. O iki temiz ve zarif genç gibisini belki bir gün bir yerde buluveririm diye dünyada dolanıp durmadayım. Yaşadıkça bu arayışımı sürdürecek ve böyle öleceğim.
- Kendisiyle sevineceğin şeyler az olsun ki, kaybettiğinde üzüleceğin şeyler de azalmış olsun.
- Aşık olmak için maddi varlık şart mıdır? Allah’ın güzelliğini rüyasında görüp ona aşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisini hayaliyle özleme tutulan aşığa inanmıyoruz. Eğer ona inanmayacaksak aşk, surete tapmaktan gayri ne olur ki?
- Unutma, cehaletten daha dermansız dert yoktur! Gerçi bilgiye hâkim olmak mutluluktan çok elem, sevinçten çok keder verir.
- Aşk yalnızca bir bakıştır; gerisi vesairedir… O ilk bakıştan sonra aşık durmadan sevgiliyi seyretme, onu görme arzusu duyar. Çünkü göz; ruha açılan büyük bir penceredir. Gönlün sırlarını keşfe çalışır ve en gizli düşünceleri bile açığa vurur. Aşkın gözü sevgiliden başkası üzerinde eğleşip durmak istemez.
- Eğer sevgiliden başkasına söyleyemeyecek şeylere sahip olunmuşsa aşk kapıda demektir.
- Aşıklar, gecelerin bitmez tükenmez uzunluğunda yıldızları sayıp yıldız yıldız gözyaşları dökerler. Aşıkların gözkapaklarıdır ki bulutlara bu konuda ders verir. Eğer Batlamyus yaşıyor olsaydı, yıldızların akışını gözlemlememek için aşıklardan kendisine bir gözlem ekibi kurardı.

“..Hak Te’alâ acısın göstermesin canānenin
Ben öleyim eşiğinde bana canan acısın. .” …
–Necati–
“..Allah sevgilinin acısını göstermesin. Eşiğinde ben öleyim, bana sevgili acısın..”
*keyifle okudum .. güzel bir sayfa hazırlamışsınız.