B Planı
1- Sedat ve hanımı Mirace aralarında ödenmesi gereken taksitlerden, iki yaşındaki bebeklerinin geleceğinden ve Sedat’ın Haşmet’e olan borçları, bu borçları ödeyemeyeceği ve Haşmet’in bu durumda Sedat’a yapması muhtemel tepkiyi falan konuşurlar. Sedat, Haşmet’in acımasızlığından bahsederken, Mirace olaya daha pozitif yaklaşıp yıllar süren birliktelikten sonra Haşmet’in affedici olabileceğinden biraz daha vakit tanıyabileceğinden bahseder. Sedat ise Haşmet’in kendisini öldürtebilme ihtimali olduğunu bile belirtir. Sedat karısına hep Haşmet’in kötülüklerinden, olumsuzluklarından bahsederek, kendisini haklı gösterir.
2- Haşmet’in oturuşu ve hareketleri çok yoğun olduğunu ve işlere aşırı önem verdiğini balirtir haldedir. Telefonda işini tam yapamayan birisine küfürler savurur. Yanında da iş adamı bir kaç misafir vardır. Onlara kibarca işlerden falan bahseder. Bu sırada bir eleman önemli bir şey söyleyeceğini belirtir. Haşmet misafirlerden özür dileyip elemanı dinler. Eleman Sedat’ın ortalıkta görünmediğini söyler. Haşmet ona hemen Sedat’ı aramalarını ve hemen onu çağırmalarını söyler.
3- Eleman Sedat’a ulaşmaya çalışır evi ve bir cep numarasını arar ulaşamaz.
4- Sedat ve bebekle ilgilenen karısı Mirace aralarında ne yapmaları gerektiğini konuşmaktadırlar. Çeşitli alternatifleri konuşurlar. Bu alternatiflerden Mirace’nin ailesine yakın yere gitme fikrini Sedat kabul etmez, Sedat kendi belirttiği bir yeri orayı Haşmet ve adamları bildiği için kabul etmez. Bir kaç alternatif yerden Haşmet’ten kaçamayacakları yerler olduğu gerekçesiyle vaz geçerler.
5- Haşmet misafirlerini yoluna koyarken eleman Sedat’a ulaşamadığını söyler. Haşmet ise Sedat’ın ölçüyü kaçırdığını söylenir. Elemana işinin başına dönmesini söyler. Tekrar makamına oturur ve kendi kendine bu işi ne yapması gerektiğini düşünür. Alternatifleri arasında Sedat’ı yakalatıp hapsetmek, ona daha zor işler yüklemek vardır. Belki Sedat’ın yüklü miktardaki borcu bir şekilde ödeme planı olabileceğini de düşünür. Fakat bu çok zordur. Öyle bir şey olsaydı çoktan olurdu. Haşmet Sedat’ın ortadan kaybolma ihtimaline ise tahammül edemeyecektir. Zira Sedat son zamanlarda para kaybetmekten daha kötü şey yapmış, Haşmet’i kandırmıştı. Haşmet’in kandırılmaya tahammülü yoktu. Haşmet danışman konumundaki hukuktan da anlayan bir elmanını çağırır.
6- Sedat ve karısı kaçacakları yeri tesbit etmişlerdir. Sedat’ın uzaktan bir akrabasının oralara, başka bir şehre. Sedat’ın vakit kaybetmeye tahammülü yoktur. Karısına hemen burayı terk etmeleri gerektiğini aksi taktirde Haşmet’in gazabına uğrayacaklarını söyler ve hemen taşıma şirketini çağırır. İzmir’deki akrabasına da yakınlarında bir evi fiyatı ne olursa olsun hemen kiralamalarını söyler. Bir iki saat içinde telefon beklemektedir.
7- Haşmet’in danışmanı Haşmet’e Sedat’ın kurumla ilgili şeyler bildiğini, Haşmet de Sedat’ın aşağılık bir yalancı ve yemek yediği kabı pisleyen hain olduğunu belirtir. İkisi birden Sedat için ölüm kararı alırlar.
8- Mirace bebekle ilgilenir ve onunla konuşmaktadır. Bebek cevap vermese de Mirace ona, onu çok sevdiğini ve onun için yaşadığını, yaşadıklarını anlatır. Bir de bebeğe, başka bir şehre gideceklerini söyler. Bebeğe bir de Haşmet’in kendilerine bir şey yapamayacağını söyler. Bebekte ona “ungo, nunugo” diye mırıldanarak cevap verir.
9- Haşmet ve danışmanı Battal, Sedat’ın öldürülmesine karar vermiştir. Sıra tetikçiyi aramaya gelmiştir. Bunun için bağlantıya geçecek gibi olurlar fakat bundan vazgeçerler çünkü Battal tutmak istedikleri Haydar isimli tetikçinin hapishanede olduğunu hatırlar.
10- Telefon gelir ev tutulmuştur, hemen gelebilirler. Sedat hemen taşıma şirketini çağırır ve bir kaç saat içinde toparlanırlar.
11- Battal, Haşmet’e yeni bir tetikçiyi, Tunç’u takdim eder. Haşmet Tunç’a daha önceki işlerini söyler. Tunç da daha önce üç kişiyi temizlediğini belirtir.
12- Tunç beklerken yan tarafa geçen Haşmet ve Battal onun bu işi yapıp yapamayacağını tartışır. Nihayetinde Tunç’ta karar kılarlar.
13- Haşmet, Tunç’a bir miktar para verirken onu sık sık arayıp durumu soracağını bunun için Battal’ın vereceği telefon hattından başkasını kullanmamasını söyler.
14- Tunç iş görüşmesinin ardından ofisten dışarı çıkarken yanından belirgin yara izi bulunan iri kıyım bir adam olan Şerif geçer. Şerif iri elleriyle çenesini sertçe sıvazlamaktadır.
15- Sedat’a “böyle nereye gidiyorsunuz?” diyen bakkala Sedat “Ankara’ya gidiyoruz” diyerek yanlış cevap verir. O sırada bakkal çeşitli taşınma ile ilgili sorular sorar, Sedat ise o sırada aklına getirmeye çalıştığı geçiştirme cevaplar verir.
16- Tunç silahını ve diğer malzemeleri hazırladıktan sonra gitmesi gereken adrese bir daha göz atar. Bu sırada “Bu senede bekar gezelim”, “Ah bir tanem / Neredesin? ” türünden bir şarkı söyler.
17- Güneş gözlükleri takmış, başında şapkası olan Tunç hazırlanmış olarak adrese doğru ilerler. Otobüse biner.
18- Otobüste otururken bir bayanla göz göze gelir fakat yüzünü çevirir.
19- Otobüsten indikten sonra bir miktar yürüyüp. Bir yerde beklerken yabancı olduğunu belli edecek şekilde sağı solu inceler ve yoluna devam eder.
20- Aradığı eve gayet doğal bir şekilde apartman kapısından girer fakat daireye gelince evde kimse olmadığını anlayıp dışarı çıkar.
21- Bakkal birisiyle bir şey konuşmakta iken Tunç ona Sedat’ı sorar. Bakkalda Tunç’a onların Ankara’ya taşındığını söyler. Tunç bir kaç soru daha sorar. Eşyayı taşıyan şirketi, saat kaç gibi çıktıklarını, kamyonun ne renk olduğunu, markasını falan sorar. Bakkalda ona şaka yaparak “Sen onun arkadaşı mısın, polismisin yav” der. Tunç’da sok sıkı bir dostuyum der ve sırıtır.
22- Tunç elinde bir paketle kargo şirketini girmiştir. Paketi arkadaşına göndereceği bahanesiyle adresi almak ister. Görevli Sedat’ın eşyalarının İzmir’de Buca’ya gittiğini söyledikten sonra. “Özür dilerim beyefendi, müşteri bilgilerini ne olursa olsun veremeyiz der. Sonra Tunç “Peki bu sizin göreviniz tabi” der ve çıkar.
23- Tunç, dışarı çıktığında gözünü ıraklara dikip, dudaklarını sıkıca birleştirerek başını sallar kendi kendine “Ben de kendi görevimi yapmam gerekir” der.
24- Sedat ve Mirace eşyaları dizmekle meşguldur. Mirace bir yandan da “artık Haşmet peşimizi bırakır herhalde” der. Sedat da “inşallah” der ve ekler “Biz yine de burada fazla kalmayıp bir kaç ay sonra başka yere taşınalım” der.
25- Tunç, yaşlı Şefika’nın gözleri önünde bir emlakçı ile şefika’nın tam yanındaki daireyi görmeye gelmiştir. Tunç daireyi bir aylığına kiralamak istediğini. Buradaki bir aylık kalma süresinin gerekçesini ise İzmir’deki fuarı takip elmek olduğunu söyler. Şefika’da tam kapnmamış kapıdan içeri girerek çok samimane bir şekilde “hoşgeldin” der. Emlakçıya evin sahibinin şu an nerede olduğunu sorar. Emlakçı fazla durmadan şıkar. Başbaşa kalan Şefika ile Tunç arasında Tunç’un ne olduğunu anlayamadığı hengamede muhabbet başlar. Bir müddet sonra “Oğlum seninde gelir gelmez başını ağırttım” deyip çıkan Şefika’nın ardından şaşkın Tunç kendini saygın birisi göstermek istediği için “Estağfurullah ne demek” der. Kapıyı kapatır kapatmaz da “ne bela kadınmış. Gelir gelmez samimi oldu” der.
26- Mirace, Sedat’a burada akrabaları olup olmadığını sorar. O da bundan on yıl kadar önce buraya bir iki akrabasının taşındığını söyler. Bunlardan Bayraktar kendilerine evi tutan kişidir. Bayraktar ona burada başka yakınlarının olduğundan bahsetmiştir. Şefika’nın kocası Bayraktar’da yürüme ile uzun, araba ile ise kısa sayılabilecek mesafededir. Mirace onları görmelerinin iyi olacağını söyler, Sedat ise dışarı çıkmamaları gerektiğini yineler.
27- Bayraktar, karısı Şefika’ya uzak akrabalarından birinin oğlunun taşındığını anlatır. Şefika da merakla dinler ve “Şu yan komşuyla da iyice tanışsak iyi olur” der.
28- Tunç o gece cinayet ile ilgili planlar yapar, nerelere bakması gerektiğini düşünür.birilerine eninde sonunda sorular sorması gerektiğine karar verince de aklına yaşlı komşuları gelir. Herkesle kolaylıkla diyaloga geçebilen yaşlı komşularının ağzından laf almayı deneyecektir. Romantik bir filmi izledikten sonra yatağa girer ve ertesi sabah için planlar kurar ilk işi kargo şirketinden en son gelen aracın hangi adrese gittiğini öğrenmektir.
29- Mirace, Sedat’a bir iş bulması gerekip gerekmediğini sorar, Sedat’ta işe gerek olmadığını bankadaki parayla en az üç yıl geçinebileceklerini, öncelikli olarak güvenlik meselesini halletmeleri gerektiğini söyler. Mirace bebeğe bakar ve “Bebeğimizin güvenliği bizden daha önemli” der, ışığı söndürürler.
30- Günün ilk ışıkları ile Tunç kahvaltı yapmak üzere bir lokantanın cam kenarına oturur. Lokantada içli bir şarkı çalmaktadır. Bir müddet sonra Tunç kendi oturduğu apartmandan bir bayanın çıktığını görür. Bayan yürümeye devam ederek, Tunç’un yanıbaşından geçer. Tunç birden garip olur. Büyülenmiştir. Çı, çı, çı.. der.
31- Tunç, kargo şirketine gider yine numaralar çekip adresi öğrenmek ister. Yine adres bilgisi vermezler. Fakat Tunç, görevlinin önce bilgisayar kayıtlarına bakıp, sonuca ulaşıp sonra “bilgi veremeyiz” demesinden hedefe çok yaklaştığını anlamıştır.
32- Tunç o gün oralardaki parka gider. Ne yapması gerektiğini düşünür. Parktaki çocukları vs. seyreder.
33- Mirace, Tunç’a evde kalmaktan sıkıldığını söyler. Hem de bebeğin biraz hava almasının iyi olacağını belirtir. Sedat ise bir iki aylığına dışarıya fazla çıkmasalar iyi olacağını söylese de sonunda Mirace “bari ilk hafta çıkalım, hemen Haşmet adamlarını yollayacak değil ya, hem yollasa bile adam bizi hemen nasıl bulsun” der. Sedat bunun üzerine istemeyerek de olsa “peki bu son olsun” deyip çıkar. Sedat bir de “Haşmet bakarsın benimle hiç uğraşmaz da beni tamamen boş verir” der.
34- Tunç parkta beklerken iyice dalar. Gözünün önüne sabah gördüğü Emel gelip durur. Tunç kendinden geçip şarkılar söylerken bir yandan da önünden bebek arabasındaki bebekle Mirace ve Sedat geçer.
35- Sedat ve Mirace Tunç’un önünden ilerlerken aralarında havadan sudan konuşmaktadırlar. “Park güzeldir”, “Parka arada bir gelsek iyi olur”, “bari sabah erken saatlerde gelsek”
36- Tunç bir müddet sonra bir bisikletlinin kaza yapması ile dalgınlıktan kurtulur.
37- Tunç kazaya bakar. Bisikletten düşen genç yerden kalktığında karşısında Şerif’i görür ve tırsıp bir şey söyleyemez.
38- Tunç Şerif’e bakar ve kendi kendine “Oha!” der.
39- Tunç silkinir ve aklına biraz önce önünden geçen üçlü gelir. “bunlar, onlar olmasın” der ve alel acele üçlüyü bulmaya çalışır. Arkalarından koştuktan sonra onların sokağını tesbit eder.
40- Telefon kulübesinden Haşmet’i arar ve hedefe yaklaştığını söyler.
41- Haşmet danışmanına “Senin adam Sedat’a yaklaşmış” der. Battal da “Bekleyim de sonunu da getirsin” der. Haşmet de “Hadi bakalım” der.
42- Tunç o gün eve döndüğünde apartman girişinde Emel’i içeri girerken görür. Gayr-i ihtiyari acele eder ve onu asansörde yakalar. Asansörde sıkılsa da Emel ile göz göze gelmeyi başarır. Asansör üçüncü katta durduğunda dalmış olan Tunç bir kaç saniye sonra dışarı çıkar. Ve eve girer.
43- İçi içine sığmıyordur. Farkında olmadan kanepeye takla atarak oturur. Biraz sonra aklına yine işi gelir. “önce şu işi halletmem gertekiyor” der. “Gideyim şu yaşlı morukları çağırayım da, bakarsın bir taşla iki kuş vururum. Hem Sedat, hem Emel”
44- Tunç ilk aşamada Bayraktar ve Şefika’dan hoşlanmamış olsa da onların Sedat’a ulaşma yolunda kendisine yardımcı olabileceğini anlayınca onlarla olan diyaloğu sahte gülecenliğe dönüşür ve akşam gelmek için bahane arayan yaşlı çifti evine davet eder. Onlarda hemen gelirler ve muhabbet eninde sonunda Sedat’a gelir. Bayraktar’ın Sedat’ı tanıdığını anlayan Tunç, bu diyalogdan istediğini öğrenir. Şefika da Tunç’a evlilik minvalinde laflar eder. Tunç bu sırada yine hayallere dalar.
45- Tunç yaşlı çifti muhabbet sonrası yola koyarken Şefika, kocası Bayraktar’a kapı önündeki ayakkabıları göstererek “Yine ayakkabıları dışarıda unutmuşsun!” der. Bayraktar da buna Tunç’un gözlerinin içine bakarak yalnızca gülmeyle cevap verir.
46- Yaşlı çift evden çıktıktan sonra her şeyin yolunda gittiğini düşünen Tunç büyük bir kararlılıkla, yumruklarını sıkarak “Sedat, seni benden kimse kurtaramaz. Hiç kimse” der. Gözünün önüne asansördeki Emel gelir.
47- Park genel. Koşturan çocuklar, kadınlar, romantik çiftler..
48- Tunç, ertesi gün aynı parkta oturur ve çevresindeki insanları, çocukluğunu, yalnızlığını gözden geçirir. Amacı Sedat’ı ele geçirmektir fakat parkta beklerken kendisini Emel ile birlikte el ele kırlarda gezerken tahayyül ederken. Haşmet onu arar ve gelişme olup olmadığını anlamak ister. Tunç evi tesbit ettiğini ve kısa sürede işi bitireceğini belirtir ve yine hayallere dalacakken yine Sedat’ı, karısını ve bebeği görür. Yerinden kalkmak istemediği için içinden “nasıl olsa evini biliyorum” der ve yine hayallere dalar. Bu kez hayallerinde baba olduğunu ve çocuklarını sevdiklerini hayal eder.
49- Emel salına salına apartmandan içeri girerken arkada onu süzen gülümsemeler ve hayallerle dolu Tunç belirir.
50- Tunç baka kalmışken Şefika’nın dürtmesi ile irkilir ve ani kararla Tunç, Şefika’yı eve davet eder. Şefika da sanki davet bekliyormuş gibi davete icabet eder.
51- Şefika her zamanki gibi destursuz eve dalar. Tunç kanepeye her zamanki gibi oturduğunda Şefika silahı görür ve birden tırsar. Tunç müsaade isteyip yan odaya geçer ve silahı ve bıçağı çekmeceye bırakır. Bu sırada Bayraktar da zile basar ve içeri girer. Konuşmalar bir şekilde Tunç tarafından Emel’e getirilir. İlk kez Tunç muhabbet isteğiyle lafı uzatmaya çalışmaktadır. Hatta Tunç çay bile yapıp ikram etmek ister fakat Şefika bunu engelleyip çayı kendisi yapar.
52- Bir gün sonra dışarı çıkarken -olmadığı halde- Emel’i kapı önünde hayal eder. Yolda ilerlerken hem Sedat’ı öldürme planları hem de Emel’i kazanma hayalleri kurar. Kendi kendine onunla konuşması gerektiğini vs düşünür. Akşam üzeri Sedat’ın işini bitirecektir. Bunun için Sedat’ın apartmanına girer dairesini tesbit edip kapıyı vurup karısını bile görür, bir de ufak çocuğu.
53- Mirace, kapıdaki adama bakar ve kimi aradığını sorar. O da “Seyhan Beyi” der. Tunç evden emindir.
54- Mirace söylenir: “ikidir birilerini soruyorlar!?”
55- Yine parka gider Emel’i nasıl elde edeceğini düşünür. Sonra kendisi gibi bir tetikçinin Emel’i hak etmediğini, kendisinin onu uygun olmadığını falan düşünür. Nihayet Sedat’ı temizlemesi ile Emel’i kazanmasının farklı şeyler olacağını, Sedat’ı öldürerek kazanacağı para ile Emel’i elde etmesinin de daha kolay olacağını düşünür.
56- O gün akşam yine Sedat’ın dairesinin bir üst katına çıkar aşağı inerken Sedat’ı haklayacağını düşünür. Bunun için Sedat’ı kapıya gelmeden öldürmesi yetecektir.
57- Akşamleyin planı uygulamaya koyar fakat bu kez planı Sedat’ın alakasız misafiri yüzünden sekteye uğrar. Misafir Bayraktar amcadır. Onlara görünmeden oradan çıkar fakat kafası allak bullaktır. Tunç aşağı inerken her zamanki gibi unuttuğu ayakkabıları alırken sanki Tunç’u görmüş gibi olur fakat buna anlam veremez.
58- O gün Bayraktar ve Sedat havadan sudan ve Sedat’ın Haşmet’ten tam olarak kurtulup kurtulmadığından falan bahsederler. Ayrıca laf arasında Bayraktar yeni komşusundan falan da bahseder.
59- Bayraktar anımsar ki Tunç tam da karşısındaki Sedat’ı tarif etmişti.
60- Tunç’un dairesinde Şefika ve Bayraktar misafirdir. Tunç ve Bayraktar muhabbet ederken Şefika mutfakta ani kararla Tunç’un odasına girer bir kez daha silah ve bir kaç korkunç nesne görür, şaşırır, ne diyeceğini bilemez ve yine de çaktırmamaya çalışır.
61- Bayraktar ve Şefika parçaları birleştirince Tunç’un bir katil olduğuna karar verirler. Bayraktar bundan kesin eminken, Şefika, Tunç’un öyle birisi olamayacağından bahseder ve silahları gördüğü için de kocasına hak verir. Bayraktar ve Şefika kararlarını vermişlerdir. Son bir kez daha Tunç’u yoklayıp, onu polise ihbar edeceklerdir.
62- Bu sırada Tunç bir yandan aşkını, bir yandan işini düşünmektedir. (Sedat’ı, eşini ve bebeği bir de Emel’i gözünün önüne getiren) Tunç da kararını kesin olarak vermiştir; Sedat’ı öldürmekten vaz geçmiştir. Tam düşünmesi sona erecekken Haşmet’ten telefon gelir. Tunç işi elinden son anda kaçırdığını fakat ertesi gün işi noktalayacağını söyler. Tunç, o gece hem de bir şekilde Emel’e açılmayı tasarlamaktadır. Bunun için de ertesi gün Emel’le bir şekilde karşılaşmayı ummaktadır.
63- Sonraki gün üzerinde silah taşıyan Tunç, Emel’i görüp etkileyebilmek umuduyla tam grand tuvalet olur. Ona sabahın ilk saatlerinde rastlayan Şefika onun bu halinden işkillenir ve şüphelenir. Ayrıca aklına onun tetikçi olduğu da gelir. Bir şekilde o engellenmelidir.
64- Tunç sabahleyin Emel’i görmez fakat yine önceden de olduğu gibi akşama doğru onu görmeyi umar.
65- Gündüzleyin yine Haşmet arar ve son gelişmeleri öğrenmek ister. Ayrıca bir kez daha şiddetli bir şekilde işi halletmesini söyler.
66- Tunç bu telefonun ardından işini yine hatırlar. Yine ikilem yaşar fakat Haşmet’i karşısına almaktansa Sedat’ı her şeye rağmen temizlemesi gerektiğini bir daha düşünür. Akşama Emel’le tanışmayı tasarladığı için Sedat’ı öldürmeyi bir gün sonrasına erteler.
67- Tunç sokakta şık kıyafetlerle eve doğru ilerler.
68- Şefika , binaya giren Tunç’u görür. Tunç oldukça gergindir. Tunç Şefika’ya karşı Emel sonrası gülümser kişiliğinin aksine oldukça soğuk davranır.
69- Tunç evde çıkar duş almış ve düşünceli düşünceli yine güzel elbiselerini giymektedir.
70- Şefika, Tunç’taki garip haleti kocası Bayraktar’a anlatır. Bayraktar aniden telefona sarılır ve Sedat’ı arar. Telefon uzun müddet cevap vermez.
71- Tunç kirli elbiselerini çamaşır makinesine atmaktadır. Oldukça gergindir.
72- Bayraktar konuşmaya başlar. Karşı taraftaki Mirace konuştukça Bayraktar panik yapar.
73- Yanaklarından göz yaşları damlayan Mirace telefonda konuşurken biraz ötesinde kanlar içindeki kocası, kucağında da diğer eliyle sıkı sıkıya tuttuğu bebeği vardır. Telefonda “evet polisi aradım”
74- Bayraktar “Kimin yaptığını çok iyi biliyorum, seni tekrar arayacağım. Başın tekrar sağ olsun” der.
75- Bayraktar telefonu kapatır kapatmaz, Şefika’nın meraklı sorularını umursamadan polisi arar ve evin adresini verir. Telefonda Sedat’ı öldüren adamın yanındaki yalnız yaşayan esmer genç kiracı olduğunu söyler. Ve telefonu kapatır.
76- Bayraktar, Şefika’ya “Kaçmadan polis yetişse bari” der. Şefika şoktadır.
77- Tunç daireden çıkmaktadır.
78- Asansörle inmez. Merdivenlerde heyecanını yenmeye çalışmaktadır. Saaatine bakar ve “Evet, şimdi tam Emel’in eve gelme vakti” der. Elbisesini eliyle tik olarak bir daha düzeltir.
79- Emel yanında yakışıklı biri bulunuyor olarak endamlı endanmlı apartmana doğru.yaklaşmaktadır.
80- Tunç zemin kata geldiğinde orada bulunan asansörün boy aynasında kendisine son kez bakıp kendisine gülücük vermişken polis sireni yaklaşarak gelmektedir.
81- Emel ve sevgilisi Doğukan polis sireni ile irkilirler ve ikisi birden kendi apartmanları önünde duran polis arabasına şaşkın gözlerle bakarlar.
82- Polisler hemen apartmana dalarlar.
83- Tunç girişe baktığında telaşlı polislerin içeri dalışını görür ve afallar.
84- Polisler “Ellerini başının üzerine koy ve sakın silaha sarılayım deme!” derler ve dışarı çıkmak üzere olan Tunç’u derdest ederler.
85- Tunç apartmandan holünden dış kapıya kadar süren kısa mesafede eli kolu bağlı ve şaşkın hâlde ilerler.
86- Şerif otobüs bileti almaktadır. Görevli bileti doldurmaktadır. Görevli: “bayım isminiz?” der. Şerif de “Aytaç Korkmaz” der.
87- Kapıdan çıkarılan Tunç birden karşısında gördüğü Emel karşısında daha da afallar ardından yanındaki adamı da algılayınca tamamen biter ve gayr-i ihtiyari “Emeeel” der.
88- Doğukan şaşırmış gözlerle Emel’e dönüp bakar, hiç bir şey demeden acele adımlarla içeri yürür ve Şefika’yı görür.
89- Emel, Şefika’ya “Ay bu adam da kim? İsmimi nereden biliyor? Deli mi ne?” der. Şefika da “O bir katil, hem de yalancı bir katil” der ve ekler “Cezasını buldu işte” der.
90- Haşmet ve yardımcısı Battal, Şerif’e işinin ödemesini yapmaktadırlar. Haşmet de, Battal da Şerif’i tebrik ederler ve Şerif çıkar.
91- Haşmet, Battal’a: “Her zaman demişimdir. Daima bir B planın olmalı”
ankakedisi@gmail.com

güzel bi örnek..
tutsak tretmanı hangı kıtaptan yazıldı acaba kıtabı tamamen okumak ısterım
Öncelikli olarak beğendiğiniz için teşekkür ederiz.
Herhangi bir kitaptan alıntı değildir. Senaryo yazma kursunda iken ankakedisi tarafından yazılmıştır.