Bilim Ve Din; Nasıl İle Niçin?

İkisinin kesiştiği, ayrıştığı ya da buluştuğu nokta akıldır. Sonrasında da akla biçilen rol, akıldan umulan sonuç ve akletme sonrası bakış açısı.
yaşanılan dünyaya, gözlenen harikalar sergisine “tüm bunlar da nedir ki?” sorusunun cevabının aranması ve bu arayışta bir seçim; bilim ya da din?

Bilim eğer “duyu organlarımızla algıladığımız deneylerle gözlemleyebildiğimiz şeyler”in araştırılması ve bunların analiz, sentez yöntemleri ile değerlendirilmesi olarak tanımlanacaksa, bilimin gösterdiği çaba,, muhteşem olduğundan ve aklı almazlıkların sonsuz sayıda olduğu, kainatı mikro alemde ve makro alemde incelemek ve temel olarak –NASIL?– sorusunun yanıtını araştırmaktır. Nasıl? Nasıl oluyor da elma yere düşüyor? Nasıl oluyor da elektrik oluşuyor? Elektrikten maksimum verim nasıl elde edilir? Araba nasıl yapılır? Kimyevi karışımlar ne şekilde bir araya getirilirse nasıl bir şey ortaya çıkar? Nasıl, nasıl, nasıl…

Din de eğer “varlığın bir gayesi olmalı ve takatimizin üstünde bir güç vardır (sezgisel ve/veya gözlemsel sonuç) ve bu bizim çok çok çok üstümüzde olduğunu anladığımız güç bizden bir şeyler istiyor olmalı, acaba varlığımızın amacı ne ve bizden beklenen(ler) nedir? ve niçin varız?” sorusunun cevabını arayan bir düşünce sistemi olarak tanımlanacaksa dinin cevabını aradığı temel soru –NİÇİN?–dir. Hiç yoktuk ve var olduk niçin? Algı dünyamızı oluşturan çevremizde harikulade bir düzen, kusursuz bir uyum, `her bir nesne üzerinde adeta birisinin imzası var gibi` ve sanki biri dünyayı ve içindekileri evirip çeviriyor, acaba niçin? Ne kadar aşarsak aşalım, ne kadar uçarsak uçalım, ne kadar ilerlersek ilerleyelim (minik dağarcığımıza her eklenen bilgi, daha yeni başladığımızı ve daha öğrenilecek çok şey olduğunu gösteriyor.) hep sonsuz adım ötede açılmayı bekleyen milyarlarca kapının farkına varıyoruz, niçin? niçin, niçin, niçin…

Bilim, fizik alemi içinde her kendisine eklenen yeni ve inanılmaz bilgilerle ilerlerken, teknoloji en son kolaylıkları sağlarken ve en modern tedavi yöntemlerini geliştirirken hep eksik kalmakta, en sağlıklı, en müreffeh, en lüks tüketim şartlarını oluştururken milyonlarca yeni tedavi haplarını oluşturuyor olsa da bir türlü içsel sıkıntıya ve mutsuzluğa çare bulamamıştır ve bulamayacak daima varlığını fısıldayan metafizik alemin bilinmezleri ile yetersiz kalacaktır. bilim istediği kadar gelişse de bazı soruların cevabını hiç bir zaman bulamayacaktır; “ölümsüzlük nasıl olur?” “yaşlanmamak nasıl elde edilir?” “ölüm yokluk mudur?” soruları gibi. Fakat din (doğru ya da yanlış herhangi biri) sorulara hazırından cevap vermiştir fakat din de eğer “en doğru seçim” değilse boş yere çile çekmektir tabi ki.

Hülasa; Ortada bir araba var ve bunla ilgili olarak birisi “bu arabanın her türlü ayrıntısını araştırıyorum, bu arabaya daha modifiye edilecek bir sürü şey de eklediğim gibi daha da ekleye de bilirim” derken diğeri “ben bu arabanın gitmesi gereken yeri biliyorum” der.
Bu iki deyiş ne birbiri ile çelişik ne de birbirinin aynıdır fakat “daha kaliteli bir araç” (din+bilim) ile her nereye gidilecekse gitmek tabi ki daha verimli olacaktır..

[Ortada bir araç ve birazdan patlaması beklenen yanardağın kenarında buna binip gitmeyi bekleyen birkaç kişi… Araba tamircileri, şoförler ve yolcular.. Aracın içinde dört tanesi gidilecek yerin haritasını içeren kitaplar… Bir kaç tane de “arabada nasıl vakit geçirmek gerekir?” sorusuna yanıt oluşturan kitapçıklar… Tamirci (ya da mühendis veya bilim insanı) arabaya istenen yere maksimum verim ile götürtebilecek kapasitede… Şoför adayları (ideologlar, kanaat önderleri denen kişiler) en kestirme yolu kendilerinin bildiği iddiasında.. Yolcular ise farklı alemlerde; bazıları bazı şoförlerin etrafına kümelenmiş, bazıları umurunda değil oracıkta iş çeviriyor, bazıları kitaplara ve kitapçıklara dikkatle bakılması gerektiği iddiasında, bazıları kavga ediyor birbiri ile… Bazıları ağzı açık tamircileri (ya da uzmanları) izlemekte.. Kitapların bazılarında çizikler var, kitapçıklar ise genel olarak kavrayıcı (tutarlı) sonuçtan uzak… Volkan ise zemini titretmekte her an patlayabilir…]

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s