Hayat Denen Oyun

Başı, ortası, sonu, sonrası muamma dolu oyun.

Birdenbire kendini bir yerde hissediyorsun. Nasıl geldiğini hatırlamıyorsun bile. Senin gibi daha bir sürü kişi var. Önceleri çok şaşırıyor, olup bitene anlam vermeye çalışıyorsun.

Tüm bunlar da ne ki?

Benim burada ne işim var?

Niçin geldim?

Sonrası var mı?

Tüm bunlar durduk yere, kendi kendine olabilir mi? Cevap “olamaz” gibi.

Tüm oyun alanında mükemmel bir düzen, her oyuncu arasında muhteşem bir oyun dizilişi var. tüm bu ahenk, işleri daha da içinden çıkılmaz hâle sokuyor. Ve bazı oyuncular “Keşke her şey bu kadar harikulade olmasaydı da, kendimizi kolaylıkla salıverseydik” diyorlar. Bazıları kendince çözüm önerisinde bulunuyorlar. Mağara örneği falan veriyorlar. “Biz mağaradayız, dışarıda bir ışık var. ve karanlığa alıştığımız için ışık ve ışık olma ihtimali bize korku veriyor” Platon. Bazıları hiç bir şey düşünmüyor, oyun alanını talan ediyorlar. bazıları, diğer bazıları ile oyunun mantığı hakkında tartışmalara giriyor hatta sırf bu yüzden birbirleriyle kavga bile ediyorlar.
Oyun alanındayız. Ve herkesin elinde çeşitli oyuncaklar var. Bazıları elindeki pahalı oyuncakları bile beğenmezken, bazıları ucuz oyuncakları ile bile mutlu olmayı biliyorlar. Bazıları sanki birileri kendilerinin sipariş verdikleri oyuncaklara sahip olmamışlar gibi çok kızgınlar.
Çoğu oyuncu ne oyun hakkında, oyunun kuralları hakkında ne de bu oyunun nasıl sonuçlanacağı hususunda hiç de düşünecek durumda değil, çoğu oyuncu elindeki oyuncakların büyüsüne kapılmış bir şekilde devam ediyorlar ve birdenbire oyun alanından çıkarılıyorlar.

Oyundan çıkarılmak; oyuncular için paniğe kapılma nedeni. Kimse oyuncu olduğu için sevinç duymuyor ama neredeyse tamamı oyundan çıkarılmaktan nefret ediyor, bir çoğu da sanki sonsuza dek oyun oynama anlaşması yapmış havasına kapılıyorlar. Bir çoğu oyundan çıkmaktan nedense çok korkuyorlar.

Oyundan çıkarılma sonrası; herkesin ortak edişesi, her şeyin anlamlandırılması konusundaki temel parametre.
Her şey normal giderken aslında binlerce yıldır tekrar tekrar olduğundan normal kaşılanması gereken oyunun sona ermesi herkese anormal bir şekilde anormal geliyor.

Oyunun kuralı?
Oyuna kendi kurallarımızı koymak olabilir mi?
Ama daha oyun alanını bile kendimiz seç(e)medik ki. Daha kendimizden bile bir şey anlamış değiliz ki.
Her şeyi boş vermek olabilir mi?
Çok büyük bir risk. Tüm bunların, bu olup bitenlerin bir anlamı olmalı. Oyunun ortasında isen oyunun bir kuralı olması gerktiğini gözardı edemezsin. Oyunun kuralı varsa ne? Hepsinden öte niçin böyle bir zihinsel karmaşa yaşama durumundayız ve niçin böyle bir karmaşada özneyiz?
Yoksa sahip olduğumuz aletleri kullanmak mı? İyi de oyuna girdiğimizde elimizde tutuşturulmuş olan hiç bir şeyi kendimiz seçmedik ki.. Niçin bunları kullanalım. Hem tüm bunları kullanmak oyun sonuna kadar işe yarar. Peki ya oyundan sonra, şu anki oyundaki performansa bağlı olarak daha büyük bir oyunla karşılaşırsam ve kötü oyunun cezası olarak kaybeden ve düşünmemenin pişmanlığı ile yanıp kavrulursam.

Öyle bir oyun ki başı belli değil, sonu sanki meçhul ama kaybedilirse sonsuzu etkilemesi muhtemel… Öyle bir oyun ki tüm akıllar bir araya gelse yine işin içinden kesin olarak çıkamaz.

Oyunun kuralı.. Belki de mevcut ipuçlarını takip etmektir.

Belki de kural, kuralı aramaktır.

ankakedisi

Paylaş

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s