ı
Kataloglarda, reklamlarda, insertlerde sunulan, satın alınan ürünleri kullananlar arasından özenle konulan tüketici modeli*insan; iyi giyimli, yüzü gülen, sağlıkla gülücük saçan insan.
Filmlerde görülen insanlar, ortamlar her biri nezih ve ortalamanın çok çok üstünde** el üstünde tutulan, hizmete sunulan, yarıştırılan insanlar; belli ölçülerde*, tıpkı fabrikada üretilen mallar gibi standartize edilmiş.
Herhangi bir şekilde estetik dışı durumu olan insanlar, yaşlılar, uyumlu elbiseleri eşleştiremeyenler*** yeterince hızlı koşamayanlar, Brat Pitt gibi ya da Nicole Kidman gibi olamayanlar… onlar var tabi ama onlar her zaman bir eşik değerinin altında olan insanlar olacaklar..
Değerledirme parametreleri kapitalist sisteme dayalı oldukça bu böyle sürecektir haliyle. “Güçlü olan kazanır”, seçilim bu şekilde olur; bu sosyal olarak da fert olarak da böyledir.
ıı
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “komşusu açken tok yatan bizden değildir”, “dünya yaşlı insanlar sayesinde ayakta kalır” düşünceleri
…
Babaanne, anneanne ile büyüyen torunlar, ninesine gitmek için ağlayan tatlı çocuk, akşam yemeğinde tüm bunların biraraya gelmesi, yaşlı ninenin sevecen yüzü, âmâ tombul amca..
…
“Hastalıklar ağacın meyvesinin silkinmesi gibi günahları döker”, “fakirlikte zenginlikte, varlıkta yoklukta birer imtihandır (hucurat;10,11,13)”, “Beyaz olanın zenci olana; türkün fransıza, zenginin fakire hiç bir üstünlüğü yoktur”, ” güzelliğine güvenme bir sivilce, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter!”
…
ııı
“Zenginliğin bilinçaltı” türünden kitaplar.. Şunu şunu yaparsanız süper olursunuz, slknlp! programına gelin işler yolunda gitsin, “Orta boy musunuz şu kadar para verin selvi boylu olacaksınız”, “Yeterince kafanız mı çalışmıyor, bizim ddt ürünümüzü deneyin” türünden aciz, yetersiz hissettiren, daha fazlasını istemeye yönelik çalışmalar…
Ve bunların arz talep dengesi şeklinde yürümesi dengesizliği.
_________________________________
* Reklamcılık açısından mantıklı olsa da
** İran sineması gibileri hariç ki bu da doğulu olmayla alakalı olabilir
*** Elbise eşleştirme biraz da süreğen karakter oturmuşluğu ile alakalı tabi. sık sık elbise alamayan biri için parfüm kültürü vs. de otomatik olarak oluş(a)mıyor haliyle
